Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6846 E. 2012/39008 K. 12.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6846
KARAR NO : 2012/39008
KARAR TARİHİ : 12.06.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanıklar …, … ve …’ın, kamu kurumunda işe girmek isteyen kişileri işe yerleştirecekleri yönünde vaadlerde bulunarak paralarını almak amacıyla önceden yapmış oldukları anlaşma kapsamında, gerek …’nin çevresinin geniş olmasının kolaylığından faydalanarak, gerekse de diğer sanıklar vasıtasıyla çevreye çeşitli kurumlara işçi veya memur alınacağını duyurarak … arayan müştekilere ulaştıkları, onlardan KPSS sonuç belgesi, nüfus cüzdanı, fotoğraf, sağlık belgeleri isteyerek bunlardan bir kısmını Ankara’ya göndermek istedikleri, karşılığında ise müştekilerden çeşitli meblağlarda para aldıkları, yine Tarım Kredi Kooperatifi Merkez Birliği Genel Müdürlüğü’nce gönderilmiş gibi yazı ve doküman göstererek oyaladıkları ve inandırdıkları anlaşıldığından, eylemlerinin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Hüküm fıkralarında müştekiler …, …, …, …, …, …’ın isim ya da soyadlarının farklı yazıldığı görülmüş ise de, maddi hatadan kaynaklandığı anlaşılan bu hususun mahallinde düzeltilebileceği; yine Sanıklar … ve …’nin mağdur …’a; sanık …’nin ayrıca …’a yönelik eylemleri nedeniyle açılan kamu davalarıyla ilgili zamanaşımı süresince mahkemesince hüküm kurulması mümkün görülmüş olup,
Müştekiler …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’nun zararının sanıklar … ve … tarafından giderilmiş olmasına rağmen, herhangi bir ödemede bulunmayan ve etkin pişmanlık göstermeyen sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nın 168. maddesinin uygulanmış olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık … hakkında mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’a yönelik eylemleri sebebiyle tesis edilen mahkumiyet kararları yönünden sanığın kişilik özellikleri gözönünde bulundurularak 5728 sayılı Kanun’un 562.maddesi ile değişik, 5271 sayılı CMK.nın 231/6. madde ve fıkrasına uyan biçimde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, bu yönden bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
1-Sanıklar … ve … hakkında, müştekiler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ile sanık … hakkında ayrıca …, …, …, …’e yönelik gerçekleştirdikleri eylemler nedeniyle verilen mahkumiyet hükümleri ile sanık …’a yüklenen eylemler nedeniyle tesis edilen tüm mahkumiyet kararlarıyla ilgili yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafii ile sanık …’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında verilen beraat kararları ile ilgili olarak müdafilerince vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
1136 sayılı Kanun’un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/5.maddesi gereğince, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanıklar … ve … lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılması gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanıkların kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2200 TL. vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanıklar … ve …’ın müştekiler …, …, …’ya yüklenen eylemleri nedeniyle tesis edilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucuna göre oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına ve açıklanan gerekçeye göre sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanıkların müştekiler … ile …’ya yönelik eylemleri nedeniyle açılmış olan ve aynı mahkemenin 11.05.2010 tarihinde 2010/201-113 E-K sayılı kararıyla birleştirilmiş olan dosyası ile ilgili olarak, 5271 Sayılı CMK’nın 147 ve 191.maddeleri uyarınca iddianamenin okunarak atılı suçtan savunmaları alınmadan yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilerek CMK.nın 147 ve 191/3 maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.