YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6931
KARAR NO : 2013/17998
KARAR TARİHİ : 20.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanla arkadaşılık ilişkisi bulunan sanığın, evlenme vaadiyle katılandan para sızdırdığı, değişik zamanlarda toplam 5 çift bilezik, 7 çeyrek altın, 750 TL para ve 12.000 dolar aldığı, başka bir zaman da 3.500 TL para aldığı, ayrıca sanığın katılanı tehdit ettiği ve bu şekilde sanığın dolandırıcılık ve tehdit suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda; katılan ve sanık anlatımları ile mesaj içeriklerine göre sanık katılandan para almış ise de; sanığın para istemekten ibaret eyleminin dolandırıcılık suçu için aranan hileli hareket kapsamında değerlendirilemeyeceği, tehdit suçunun işlendiğine dair de her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1136 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün (2.) paragrafınfan sonra gelmek üzere, “sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 1.100 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.