Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7146 E. 2013/18147 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7146
KARAR NO : 2013/18147
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… gıda Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti yetkilisi olan sanık … ile eşi sanık …’in, suç tarihinde onüç yaşında olan müşterek çocukları … E.’nin, anılan işyerinde fiilen çalışmadığı halde 29.04.2008 tarihi itibariyle Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi ve 2008/4. dönem bordrosu düzenlenip SGK’ya verilmesi suretiyle haksız yarar sağlamak istemeleri eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
I) “Resmi belgede sahtecilik” suçundan sanıklar hakkında verilen “beraat” hükümlerine yönelen SGK adına vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Şikayetçi SGK adına vekilinin dosyaya sunduğu 15.12.2010 tarihli müdahale dilekçesinde sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçundan açılan kamu davasına katılma iradesini gösterdiği “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılan kamu davasını da kapsar şekilde anılan dilekçede ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında bir irade izharı olmadığı, bu nedenle 16.12.2010 tarihinde verilen “müdahillik” sıfatının, mahsusen “nitelikli dolandırıcılık” suçuna hasredildiği dosya kapsamından anlaşılmakla;
Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılan kamu davasında “müdahillik” sıfatı bulunmayan şikayetçi SGK adına vekilinin 10.06.2011 ve 08/07/2011 havale tarihli dilekçeleriyle vaki anılan suça yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
II)”Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanıklar hakkında verilen “beraat” kararlarına yönelen SGK adına vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Küçük ….’nin işyerinde fiilen çalıştığını, mevzuat gereği doksan gün çalışması olmadığından Kurum sağlık yardımından faydalanma imkanının bulunmadığını, ileriye dönük erken emekliliğin sağlanması amacında dahi esasen kaydın Kurum tarafından tespit edilip iptal edildiğini, eylemlerin hazırlık hareketleri aşamasında kaldığını, bu sebeplerle yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmadığını, sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 21/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.