Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7172 E. 2013/17172 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7172
KARAR NO : 2013/17172
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hatay 1. İcra Müdürlüğünün 2003/3580 numaralı dosyası üzerinden katılana yönelik 17.11.2003 tarihinde başlatılan icra takibi sürecinde; katılana ait taşınmazın satışı yapılmak suretiyle elde edilen paranın tahsil edildiği tarihin 12.10.2005 olduğu ve dolandırıcılık suçunun işlendiği tarihin de menfaatin elde edildiği 12.10.2005 olacağı gözetilerek; gerekçeli karar başlığında 17.11.2003 olarak yanlış gösterilen suç tarihinin mahallinde 12.10.2005 olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Avukat olan sanık …’in, katılan …’ın vekili sıfatıyla takip ettiği Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/787, Hatay 2.Asliye Hukuk mahkemesinin 2004/576 ve Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/1335 esas numaralı davalarından … vekalet ücreti ve masraf alacaklarını yasal yollardan tahsil etmek yerine daha önceden tanıdığı sanık …’ı kullanarak alacaklısını …, borçlusunu katılan … olarak gösterip, Hatay 1.İcra Müdürlüğünün 2003/3581 numaralı dosyası üzerinden 25.000 TL alacak için sanık …’a icra takibi yaptırdığı, bu takibe ilişkin belgeleri sanık …’a imzalattırdığı, katılan …’ı, İcra Müdürlüğüne götürerek kendisi hakkında yapılan takip konusu olan borcu kabul ettiğine dair talep belgesini hukuk davalarına ilişkin belgeler olduğuna inandırıp imzalattırdığı ve takibin kesinleşmesini sağladığı, sanık …’a, bu İcra takibini yürütmesi amacıyla avukat olan sanık …’a vekaletname vermesini istediği, …’ın avukat olan sanık …’a icra takibini yürütmesi amacıyla vekaletname ile yetki verdiği, sanıklar ile işbirliği içerisinde olan avukat …’ın, söz konusu icra takibini yürüttüğü ve katılanın hissederı bulunduğu taşınmazın satışını sağlayarak, 12.10.2005 tarihinde İcra dosyasından 10.190.50 TL parayı da teslim aldığı ve avukat …’e teslim ettiği, bu şekilde sanık …’ın nitelikli dolandırıcılık, avukat olan sanıklar … ile …’ın görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … haklarında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemelerinde;
Sanık …’ın aşamalarda verdiği değişmeyen ifadelerinde; avukat olan sanık …’in kendisini arayarak bir kişiden alacağının olduğunu, güveneceği kimsenin olmadığını ve kendisinin adını alacaklı olarak gösterdiğini, icra dairesine gelerek imza atması gerektiğini söylemesi üzerine icra dairesine giderek kendisine gösterdiği 17.11.2003 tarihli takip talebini imzaladığını, katılanın kendisine borcunun bulunmadığını ve katılanı tanımadığını, tanık …’in aşamalarda verdiği ifadelerinde; icra takibi sürecinde satışa çıkarılan tarlanın parasını bir müddet kasasında tuttuktan sonra avukat …’e teslim ettiğini beyan etmeleri, ayrıca tüm dosya içeriğinden; sanık …’ın, kendisine herhangi bir borcu bulunmayan katılana yönelik 25.000 TL borcunun olduğuna dair haksız icra takibinde bulunmak suretiyle katılana ait olan taşınmazın satışını sağladığının sabit olması karşısında; sanıkların bu şekilde gerçekleştirdikleri eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1.d maddesinde tanımlanan kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.