Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7433 E. 2014/808 K. 22.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7433
KARAR NO : 2014/808
KARAR TARİHİ : 22.01.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/332693
MAHKEMESİ : Sakarya Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/05/2010
NUMARASI : 2009/399 (E) ve 2010/187 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun, mağdurun işyerindeki standında 1 ay süreyle işçi olarak çalıştığı, her günün sonunda kazanılan hasılatı diğer çalışanların teslim aldığı, olay günü mağdur tarafından 490 TL günlük hasılatın, bankaya eşinin hesabına yatırılması için suça sürüklenen çocuğa verildiği, ancak suça sürüklenen çocuğun bu paranın 190 TL’sini bankaya yatırmayarak kendi yararına kullandığı ve bu şekilde güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suça sürüklenen çocuğun, 1 aylık işçi olması, kasadan, hasılattan ve toplanan paralardan doğrudan sorumlu olamaması, gözetildiğinde; eyleminin, suça konu paranın sanığa ifa eylediği meslek veya hizmet dolayısıyla tevdi
edilmemiş olması nedeni ile TCK’nın 155/1 maddesinde yazılı güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK’nın 155/2. maddesi ile hüküm kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuğa yüklenen ve sabit görülen anılan suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tâbi bulunduğu, mağdurun, 18.03.2010 tarihli oturumda şikayetci olmadığı anlaşılmakla; TCK’nın 73. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
a-Suç tarihinde 12-15 yaş gurubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 31/2 maddesi kapsamında işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği yönünde uzman doktor raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan tedbir kararının yerine getirilmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği düşünülmeden bu hususun ihtarına karar verilmesi,
c-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesine aykırı olarak suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, yasal olarak tayin edilen zorunlu müdafinin ücretinin suça sürüklenen çocuğa yüklenemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
d-Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçeye dayanılarak adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayısının asgari had üzerinde belirlenerek çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/01/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.