Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7508 E. 2014/548 K. 20.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7508
KARAR NO : 2014/548
KARAR TARİHİ : 20.01.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/221447
MAHKEMESİ : Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/03/2011
NUMARASI : 2009/243 (E) ve 2011/93 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, Seferihisar İlçesi Ürkmez Beldesi’ne gelerek, yazlık almak istediğinden bahisle tanıştığı katılanı Lüksemburg’a çalışmak için götüreceği vaadi ile, katılanın 430 TL nakit parasını ve resmi işlemler için gerektiği anlaşılan bir kısım evrakını aldığı, daha sonra katılanın tüm aramalarına karşın sanık ile irtibat kuramadığı, böylece sanığın haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık ifadesi, sanığın tevil yollu ikrarı ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Sanığın, temyiz dilekçesinde, 430 TL olan zararı, hüküm tarihinden önce giderdiğini belirterek, buna ilişkin PTT dekontunu dosyaya sunmuş olması karşısında, katılana, sanık tarafından zararın tamamen veya kısmen giderilip giderilmediği, kısmi ödeme varsa; 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi kapsamında, bu kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri ile, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık müdafii olan Süleyman Atmaca’nın, 20/01/2011 havale tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiğini mahkemeye bildirmesine rağmen, bu dilekçenin sanığa tebliği sağlanmayarak ve sanığın müdafii belirlemesine imkan tanınmadan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamanın bitirilerek hüküm kurulması,
3-Kabule göre de; sanık hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 20/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.