Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7993 E. 2014/1577 K. 30.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7993
KARAR NO : 2014/1577
KARAR TARİHİ : 30.01.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların, daha önceden birlikte dolandırıcılık yapma hususunda anlaştıkları, bu çerçevede ilk olarak rent a car şirketinden … plakalı aracı kiraladıkları, akabinde katılanların sahibi oldukları …. Limited Şirketi’ni arayarak kendilerini asker olarak tanıtıp Şehit Üsteğmen …Kışlası Gazinosu için mutfak malzemesi alacaklarını belirterek sipariş verdikleri, daha sonra sanıkların katılanların iş yerine askeri plakalı araç ve üniforma ile gittikleri, burada sanık …’ın kendini … olarak tanıttığı, diğer sanık …’in de … adına düzenlenmiş askeri kimlik kartını ibraz ettiği, akabinde sanıkların aldıkları malzemelerin parasını üç gün içinde ödeyeceklerini belirtip daha önceden sipariş ettikleri malların bir kısmının şirket stoklarında bulunmaması nedeniyle mevcut olan malları aldıkları, geri kalan sipariş verdikleri malları da pazartesi günü alacaklarını beyan ederek iş yerinden gittikleri, kendini … olarak tanıtan sanık …’ın pazartesi günü yine askeri üniforma ile gelerek geri kalan malları aldığı ve alacakları başka mallar da olduğunu söyleyerek yeniden bir takım siparişler verip katılanlara ait iş yerinden ayrıldığı, yeni siparişleri hazırlayan katılanların irtibat kurmak için sanıkların verdiği telefon numarasını aradıklarında söz konusu telefon numarasının bir markette kullanılan kontörlü telefona ait olduğunu tespit ettikleri, daha sonra yaptıkları araştırma sonucunda sanıkların asker olmadıklarını, adı geçen kışla adına malzeme almadıklarını öğrenip 6000 TL civarında dolandırıldıklarını anladıklarının iddia edildiği olayda, mahkemenin kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“ ve “100 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.01.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.