Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8144 E. 2014/1104 K. 27.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8144
KARAR NO : 2014/1104
KARAR TARİHİ : 27.01.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkla katılanın, anne ve babalarının daha önce aynı okulda öğretmenlik yapmaları vesilesiyle 2004 yılında tanıştıkları, daha sonra aralarında duygusal ilişki başladığı, sanığın, katılana ait eve sık sık gelip gittiği, katılanın ailesi ile sıcak ilişki kurduğu ve katılanın babasının emekli olması ve birikiminin bulunmasını fırsat bilerek, bu parayı değerlendirebileceğini söylemek suretiyle değişik zamanlarda olmak üzere katılan ve ailesinden toplam 29.000 TL para aldığı, bu paranın yatırım amaçlı olarak kullanıldığını göstermek için de, üzerinde, “teleweb, yatırım köşesi ve vadeli hesaplar” yazıları bulunan ve paranın faizde olduğunu gösteren fotokopi bir belge ibraz ettiği, daha sonra, yine bu duygusal ilişkiden yararlanarak, rahatsız olduğunu ve ameliyat olacağını, hastanede yattığını söyleyip 3.500 TL daha paranın temin edilerek kendisine havale edilmesini istediği, katılanın ve suçtan sonra ölen babasının, 3.500 TL tutarındaki parayı Finansbank … Şubesi’nden sanığın hesabına havale ettikleri, hastanede yatmadığı ve ameliyat olmadığı halde katılanı kandırmak suretiyle 3.500 TL paralarını alarak katılanı ve ailesini
dolandırdığı, bu parayı aldıktan sonra tanık beyanıyla da doğrulandığı üzere, başı sargılı ve elinde İstanbul … Hastanesi tarafından düzenlenmiş gibi hazırlanan, içinde, sanığın yedi veya dokuz ay ömrünün kaldığı ve beyninden rahatsız olduğuna dair yazılar bulunan belgeyi katılana gösterdiği, katılanın yine ikna olduğu ve para vermeye devam ettiği, bu aşamadan sonra sanığın, katılan ile ilişkisini kestiği ve aldığı paraları geri ödemediği, böylece sanığın, arkadaşlık ilişkisi kurduğu katılana hile yapmak suretiyle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır. Somut olayda, sanığın, katılandan 3.500 TL para aldığının banka dekontu ile sabit olması, bu paranın, sanığın kendisinin hasta olduğuna inandırmak suretiyle aldığının tanık beyanlarıyla doğrulanması, aynı şekilde sanığın, kendisinin hasta olduğuna ve ömrünün çok az kaldığına dair sahte bir belge ibraz ederek, katılanın denetim imkanını ortadan kaldırması, böyle bir belgenin, katılana gösterildiğine dair tanık beyanlarının bulunması, ayrıca sanığın, katılana, daha önce verdiği paraların vadeli hesapta bulunduğuna ve değerlendirildiğine dair internet çıktısı vermesi karşısında, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, yapılan hilelerin yoğun ve ustaca olduğu dikkate alınarak, dolandırıcılık suçunun sanık tarafından işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşması, sanık tarafından sunulduğu belirtilen internet çıktısının zaten dosyada olması, dosyadaki delillere göre, üzerinde başkaca bir inceleme yapılmasının sonuca bir etkisinin olmayacağının anlaşılması ve sanığın mahkumiyeti için toplanan delillerin yeterli olması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi ve aynı Kanun’un, 157/1 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesindeki isabetsizlikler aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 27/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.