YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8147
KARAR NO : 2014/1095
KARAR TARİHİ : 27.01.2014
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı
Ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda, sanığın, limon alım ve satım işiyle uğraştığı dönemde temyiz dışı …’ın da, sanığın yanında çalıştığı, İbrahim’in, tanıklar Nebi ve İsmet aracılığıyla katılanın oğlu …’la görüştüğü, sanığın talimatı doğrultusunda 15.000 TL bedel karşılığında katılanla limonların alınması hususunda anlaştıkları, sanığın, katılana 1.500 TL kapora verdiği, geri kalan parayı da hemen vereceklerini söyleyerek limonları kesmeye başladığı, katılanın, para verilmeden limonlara kesemeyeceklerini söylemesi üzerine, İbrahim’in durumu sanığa ilettiği, sanığın da, daha sonra para ödendiğinde geri alınmak üzere, elinde bulunan suça konu 26/01/2006 keşide tarihli 30.000 TL bedelli, keşidecisinin … olduğu çekin arkasını ciro ederek katılana verilmek üzere … verdiği, katılanın, çeki … aracılığıyla teslim aldıktan sonra limonların kesilip götürülmesine izin verdiği, daha sonra çeki bankaya ibraz ediliğinde tamamen sahte olarak oluşturulduğunun tespit edildiği, alınan ekspertiz raporuna göre, çekin ön yüzündeki yazıların ve sanık cirosunun sanığa ait olduğunun, keşideci imzasının sanığa ait olmadığının belirlendiği, sanığın, suça konu çeki, açık kimlik bilgileri ve adresini verdiği … isimli kişiden, sattığı narenciye karşılığı aldığını belirttiği, böylece sanığın, sahte çeki düzenlemek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın, suça konu çeki sahte olarak düzenlemek suretiyle katılana verdiği, çeki, bir ticari ilişki neticesinde başkasından aldığını belirtse de, boş olarak alınan çeki kendisinin doldurduğunu belirtmesi, çekin başkası tarafından imzalandığına dair delil bulunmaması, bu alışverişe dair fatura veya başka bur belge sunulamaması karşısında, her ikin suçun sanık tarafından işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 27/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.