Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/852 E. 2012/44772 K. 04.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/852
KARAR NO : 2012/44772
KARAR TARİHİ : 04.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Ceza Genel Kurulunun 24.04.2012 gün ve 2011/6-410 esas 2012/170 karar sayılı kararında belirtildiği üzere 1412 sayılı CYUY’nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 310. maddesinde, temyiz isteminin yüze karşı verilen kararlarda hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla olacağı, bu takdirde, beyanın tutanağa geçirilerek hâkime tasdik ettirileceği, yoklukta verilen kararlarda ise temyiz süresinin tebliğle başlayacağı belirtilmiştir.
5271 sayılı CYY’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde de hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, başvurunun yapılacağı merci, başvuru yöntemi ve süresinin hiçbir duraksamaya yer vermeksizin açıkça belirtileceği hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlere aykırılık, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturacaktır. Bu bildirimlerdeki temel amaç sujelerin başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır.
5271 sayılı CYY’nın 264. maddesinde ise, kabul edilebilir bir yasa yolu başvurusunda yasa yolunun veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merciince, başvurunun derhâl görevli ve yetkili mercie gönderilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, kural olarak temyiz istemi süresinde verilen bir dilekçe veya zabıt kâtibine yapılacak bir beyanla hükmü veren mahkemeye yapılacaktır. Ancak süresinde olması koşuluyla, dilekçenin hükmü veren mahkeme dışındaki bir mahkemeye verilmesi veya istemde bulunulması ya da haklı nedenlerin varlığı halinde C.Savcılığına ya da bir başka mercie istemde bulunulması temyiz istemini geçersiz kılmayacak, bu durum mercide yanılgı kapsamında değerlendirilebilecek, dilekçenin verildiği veya
istemin yapıldığı merci tarafından, istem veya dilekçe mahkemesine gönderilecektir. Yine aynı şekilde istemin temyiz yerine itiraz olarak belirtilmiş olması da bu kapsamda değerlendirilerek, başvuru sahibinin hakları korunacak, sürenin bildirilmemesi veya yanılgılı bildirilmesi halinde bunun ilgili taraf açısından bir yanılgı oluşturarak bir hakkın kullanılmasını engellemesi durumunda açıklamalı davetiye ile bu hususun tebliğinden sonra süreler işlemeye başlayacak, böylece olası hak kayıpları önlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın yokluğunda verilen hükümde ”…kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere…. verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.”şeklinde yasa yolu bildiriminde bulunulmuş olup başka bir suçtan cezaevinde hükümlü olan sanığın CMK’nun 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin açıklamanın yasa yolu bildiriminde yazılmamasının sanığın dilekçesinin hükümlü bulunduğu cezaevi aracılığı ile göndermiş olduğu da dikkate alındığında eksik bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılması engellenmemiştir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmadığından bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır.
Bu nedenlerle sanığın cezaevinde bulunduğu sırada verilen kararda sanığın cezaevinde tebliğ usulü olarak cezaevi katibine müracaatla temyiz itirazında bulabileceği yazılmadığından temyizin öğrenme üzerine ve süresinde kabulü ile temyiz talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına ilişkin görüşüne iştirak edilmeyerek ve … Asliye Ceza Mahkemesinin 29.06.2010 tarihli temyizin reddi kararından sonra sanığın verdiği dilekçelerle ilgili verilen sonraki tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararların temyizin reddi kararı temyiz kanun yoluna tabi olduğundan hukuken yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 10.06.2010 tarihinde tebliğ olunan 08.06.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik,sanığın 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gererken 1412 sayılı CMUK’un 310.maddesinde öngörülen yasal süre geçtikten sonra yaptığı,18.10.2010 günlü temyiz inceleme isteminin reddine dair 29.06.2010 gün ve 2008/584 esas 2010/597 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden;bu karara yönelik sanığın 08.07.2010 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz itirazlarının reddiyle, anılan “ek kararın” ONANMASINA, 4.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.