Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8649 E. 2013/20399 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8649
KARAR NO : 2013/20399
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay CGK’nın 2012/2-1466 E, 2013/246 K sayılı 07/05/2013 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, şikayetçinin 03/11/2009 tarihli istinabe suretiyle alınan beyanında katılma talebinde bulunduğu ancak mahkemece şikayetçinin dinlenilmesinden vazgeçilerek istinabe cevabı beklenilmeden hüküm kurulduğu, şikayetçinin, yerel mahkeme hükmünü temyiz etmiş olmasının, kanun yolunda davayı takip iradesini eylemli olarak ortaya koyduğu ve bu davranışın yerel mahkemece karara bağlanmayan katılma talebinin inceleme merciince incelenip karara bağlanmasına yönelik bir istemi de içerdiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilerek; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan şikayetçi …’in 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenmekle, 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca şikayetçinin kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanıkların tümden sahte olarak oluşturulmuş katılanın keşideci olarak göründüğü çeki Garanti Bankası Batman Şubesine ibrazlarında, kendilerinden kimlik fotokopisi istenmesi üzerine çeki bankada bırakıp ayrıldıkları, iki yıl kadar sonra çekin durumunu banka şubesine tekrar sorduklarında kolluk tarafından yakalandıkları olayda, sanıklar aşamalardaki beyanlarında suça konu çeki, sattıkları küçükbaş hayvanlar mukabilinde … isimli şahıstan aldıklarını beyan edip …’un kardeşi olan …’un telefon numarasını bildirmeleri, bu numara ve ismi geçen şahsın mahkemece araştırılmamış olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; anılan telefon numarası vasıtasıyla ve kolluk araştırması ile … isimli kişinin araştırılıp tespitinden sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.