Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8870 E. 2013/15364 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8870
KARAR NO : 2013/15364
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıkların sahibi oldukları … Medikal isimli firmanın, sağlık raporları ve reçeteler ile kendilerine başvuran hastalardan …’a gerekli pansuman malzemelerini, …’a sol
bacak protezini, …’in özürlü çocukları … ve … için ise iki adet özellikli tekerlekli sandalyeyi teslim etmemesine rağmen, teslim edilmiş gibi fatura tanzim edip, SGK’ya tahsil için başvurdukları, … ve …’den aldıkları vekaletler ile kurum tarafından yatırılan parayı tahsil ettikleri, … ile ilgili ödemenin ise protezin teslim edilmediğinin farkedilmesi üzerine yapılmadığı, bu şekilde sahte faturalar ile haksız menfaat temin eden sanıkların kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği somut olayda;
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, sanık … hakkında ise resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarına karşı katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanığın savunmalarında firmanın tüm işlemlerini kendisinin takip ettiğini, …’ın tedavisi için bir kaç kez ikametine gidildiğini, kalan malzemelerin tamamının hastanın kardeşi …’a imza karşılığı teslim edildiğini, …’in özürlü çocukları için temin edilen özellikli tekerlekli sandalyelerin yine imza karşılığı anneleri …’e teslim edildiğini, …’ın yakınlarının evraklar ile müracaat ettiğinde ancak hastanın yeni ameliyat olması nedeniyle henüz protez takılamayacağından işleme konulmadığını, ancak işyerinde kalan evraklara çalışanların sehven fatura tanzim edip SGK’ na gönderdikleri anlaşılınca faturayı iptal ettiklerini belirtmesi, adı geçen hasta yakınlarının imzalarını inkar etmemelerine rağmen kendilerine belirtilen malzemelerin teslim edilmediğine dair soyut beyanda bulunmaları karşısında; dava konusu edilen …, … ve … hakkında tanzim edilen faturalar ile ilgili eylemlere yönelik sanık savunmasının aksini ispat eder, mahkumiyetlerine yeter derecede kesin ve inandırıcı deliller elde edilememiş ise de; sanığın … hakkında tanzim edilen faturayı SGK’na gönderdiği, her ne kadar savunmasında sehven tanzim edilen faturayı işletme dahilinde iptal ettiğini bildirmişse de, bu konuda katılan kuruma bir bildirimde bulunmadığı, bilahare bahse konu protezin teslim edilmediğinin kurum tarafından tespiti üzerine fatura bedelinin ödenmediğinin anlaşılması karşısında; sanığın gerçekte teslim etmediği protezin bedelini tahsil için katılan kuruma fatura göndermekle dolandıcılık suçunun icrai hareketlerine başladığı, ancak kurumun durumu farketmesi üzerine eylemin tamamlanmayarak teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla,
sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.