Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/890 E. 2013/13754 K. 23.09.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 01.02.2024 19:03
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/890
KARAR NO : 2013/13754
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanda güven telkin edip onu ortak otel satın alma konusunda ikna ettiği, ev satın alacağını beyan ederek ondan para aldığı, ancak gerçekte evi satın almadığı, sözde birlikte araba kiralama şirketi işleteceklerini, bu nedenle dört adet araba satın aldığını beyan ederek bu araçlar için de ondan paralar aldığı iddiası ile açılan kamu davasında; tüm dosya kapsamı, temyiz dilekçesine ekli mektuplar birlikte değerlendirildiğinde, sanık ile katılan arasında duygusal ilişki bulunduğu, aralarında oluşan yakınlığın devamı süresince ona ek kredi kartı çıkarması, kendi adına çaldığı telefon hattını kullandırması, sanığın oturduğu site görevlisi tanık ...'ın, katılan ile sanığın ev alınması konusunda konuştuklarını beyan etmesi karşısında, sanığın katılanı hileli davranışlar ile aldatıp ondan bu şekilde para aldığına dair dosyaya yansıyan deliller bulunmamasına göre, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23/09/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Müşteki ...'in 21.11.2008 tarihli dilekçesi ve aşamalardaki istikrarlı beyanı ile tanık ...'ın 14.02.2011 tarihli beyanı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği kanaatine varıldığından çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
... ...