YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9186
KARAR NO : 2012/41617
KARAR TARİHİ : 19.09.2012
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’in, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. (iki kez) maddesi uyarınca 2.035,00 ve 2.035,00 Türk lirası adlî para cezalan ile cezalandırılmasına dair İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/10/2010 tarihli ve 2010/963-993 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20/04/2012 gün ve 2011/7013/24320 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/05/2012 gün ve 2012/124542 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre,
1-Suç tarihinde yürürlükte olan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi hakkında Kanun ile 5941 sayılı Çek Kanunu’nun hükümlerinin ayrı ayrı olaya uygulanarak sonuç cezaların ve diğer yaptırımların belirlenmesi, öncelikle asıl cezalar karşılaştırılarak daha az cezayı gerektiren kanunun lehe kabul edilmesi, asıl cezalar eşit ise diğer yaptırımlar karşılaştırılarak lehe kanunun saptanıp sanığın lehine sonuç doğuran kanunun bir bütün hâlinde uygulanması gerekirken, yazılı şekilde karşılaştırma yapılmadan hüküm kurulmasında,
2-5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinde, ” Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi İçinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.” ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/1 ve 2. fıkrasında ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir”, “En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükümlerinin yer aldığı, buna göre adlî para cezasının anılan hükümler nazara alınmak suretiyle öncelikle gün olarak tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 03.02.2012 tarih ve 28193 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı “Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la 5941 sayılı Çek Kanununda değişiklikler yapılmış olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin mahkemesince yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görüldüğünden İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 20.10.2010 gün ve 2010/963 esas, 2010/993 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre ihbarnamenin (2) numaralı bendindeki istemin incelenmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.