YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9190
KARAR NO : 2012/41612
KARAR TARİHİ : 19.09.2012
Dolandırıcılık suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/1, 522. maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay hapis ve 2.042.600.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/05/2000 tarihli ve 1998/1517 esas, 2000/524 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca uyarlama talebinin, kesinleşmiş ve infazı yapılan hükümlerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uygulanamayacağından bahisle reddine dair aynı Mahkemenin 20/01/2009 tarihli ve 1998/1517 esas, 2000/524 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2010 tarihli ve 2010/186 değişik … sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19/04/2012 gün ve 2012/6586/23639 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/05/2012 gün ve 2012/124561 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 5 ve 6. fıkrasında “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya İlişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c)Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. “
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde ” Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98/1. maddesinde ” Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür yada sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde, olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” hükümleri uyarınca sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği, kesinleşmiş cezalar yönünden de şartlan varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunduğundan, itiraz üzerine verilen Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin02.07.2010 tarih ve 2010/186 D. … sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.