Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9211 E. 2014/2839 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9211
KARAR NO : 2014/2839
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın olay günü daha önceden hiç tanımadığı ve görmediği çevrede Deli Mehmet olarak bilinen şikayetçi …’un işyerine telefon ederek kendisini şikayetçinin uzaktan akrabası olan Ulu Cami emekli imamı Hasan Kestek olarak tanıttığı, sanığın telefonda şikayetçiye yardıma muhtaç bir şahsın olduğunu, bu kişinin cami cemaatinden olduğunu, yardıma muhtaç bu kişinin hastasının bulunduğunu, yurt dışında tedavi ettireceğini, kişinin iyi birisi olduğunu, kendisine cami cemaati olarak aralarında 3.000,00 TL para topladıklarını, 300,00 TL paraya daha ihtiyaçları olduğunu, bu şahsı dükkana göndereceğini, geldiğinde 300,00 TL parayı vermesini söylediği, şikayetçinin ise o an işyerindeki kalabalık nedeniyle telefondaki sesin akrabası olan Hasan Kestek’e ait olup olmadığını tam olarak seçemediği
ve durumdan şüphelendiği, buna rağmen telefondaki kişiye bunu söylemediği, ancak şikayetçinin telefondaki şahsa parayı rastgele birisine vermemek için gelecek olan şahsın eline bir not yazarak göndermesini istediği ve telefonu kapattığı, daha sonra işlerini bitiren şikayetçinin telefondaki kendisini Hasan Hoca diye tanıtan kişinin kendisiyle çok resmi konuşmasından şüphelenip akrabası olan Hasan’ı telefonla aradığı ve “enişte göndereceğin şahıs öğleden sonra gelsin, işlerim çok yoğun ” dediği, Hasan’ın şikayetçiye kendisinin yardım etmesi için kimseyi göndermediğini, şu anda Bodrum’da olduğunu söylediği, şikayetçinin durumu anlattığı, bunun üzerine Hasan’ın da şikayetçiye kendisinin kimseyi göndermediğini, işyerine gelen kişiye para vermemesini, kendisinin isminin kullanılarak çok sayıda dolandırıcılık yapıldığını söylediğini, konuşmalardan bir müddet sonra da elinde not kağıdı ile sanığın işyerine geldiği, üzerinde “değerli kardeşim Mehmet Bey kardeşime yardımcı olursan memnun kalırım. Allah’a emanet ol. Hasan Hoca” ibaresi ve imza bulunan yazılı notu şikayetçiye verdiği, kendisini Hasan Hoca’nın gönderdiğini ve yardım edilecek kişinin kendisi olduğunu ve parayı almaya geldiğini söylediği, şikayetçinin daha önce gerçek Hasan hoca ile yapmış olduğu telefon görüşmesinin de etkisi ile sanığa inanmayarak parayı vermediği, sanığın parayı alamayacağını anlayınca ayrılmaya çalıştığı, ancak işyeri çalışanlarının haber vermesiyle olay yerine gelen polis ekiplerince sanığın yakalandığı olayda, dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.