YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/923
KARAR NO : 2013/15344
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Müşteki … vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen suçtan, doğrudan doğruya zarar görmeyen müştekinin katılma talebinin reddine dair 07.04.2010 tarihli ara kararın yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, kamu davasına katılma hakkı bulunmayan müşteki adına vekilinin mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,
2-Katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın yeni açmış olduğu kuyumcu dükkanı için toptan altın satımı yapan katılandan, önce az miktarda altın alıp, bedelini zamanında ödemek suretiyle güven
oluşturduğu, daha sonra katılandan yarım kilo altın alan sanığın, katılanın bir avukat marifetiyle bono tanzimi isteğine, kendisinin sigortacılık yaptığını ve bono düzenlemesini iyi bildiğini belirterek, alacaklı ve borçlu kısmına kendi adını yazıp imzaladığı tahsil imkanı bulunmayan 15.09.2009 tarihli bonoyu tanzim edip verdikten sonra … yerini kapatarak ortadan kaybolduğu, hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmakla, mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suçun işleniş şekli, verilen zararın ağırlığı gözetilerek, hükmolunan hapis cezasının tayininde de alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 51/2 maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edileceği, koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverileceği hükmüne yer verildiği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı yasanın 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanunun 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkanının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacınında bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek etkin
pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık hakkında ertelemenin, sanık aleyhine, mağdurun uğradığı zararın giderilmesi tedbiri şartına tabi tutulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.