Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9269 E. 2013/18065 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9269
KARAR NO : 2013/18065
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.
Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık Hikmet’in tesadüfen tanıştığı katılana kendisini Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak tanıtıp katılanın evinin tapusu
olmadığını tapu çıkartmak istediğini öğrenmesi üzerine katılana “o iş kolay, sana tapu çıkartıvereyim” diyerek katılanı Seyhan 4.Bölge Tapu Sicil Müdürlüğüne götürdüğü, suça konu … köyünde 3 pafta, 663 parselde bulunan evin sanık … tarafından katılana vekalet verilmesini sağlayıp diğer sanık …’ye satış işlemini yaptırdığı, yine tapu çıkartma işlemlerinin bir gereği olduğunu söyleyerek katılanı Adana 1.Noterliğine götürüp 25.12.2007 tarihinde tahliye taahhütnamesi imzalattığı, bilahare 15/1/2008 tarihinde sanık Şehmuz Gözcü tarafından tahliye taaahütnamesinin icraya konulmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda, sanıkların eylemlerini kamu kurumu olan Tapu Sicil Müdürlüğü ile İcra Müdürlüğünü aracı kılarak gerçekleştirmeleri karşısında eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurumunun vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık … müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle sanık …’un kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.