YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9309
KARAR NO : 2013/20163
KARAR TARİHİ : 16.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın Madde 124 de;
(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir
Sanığın iştirak halinde temyiz kapsamında bulunmayan sanık … ile birlikte hareket ettiği, Harun’un katılan şirketin Bursa acentesinde ithalattan sorumlu idareci olarak, 2000-31/07/2007 tarihlerinde görevini sürdürdüğü, uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösteren katılan şirketin müşterileriyle görevi kapsamında tüm görüşmeleri yapma, hizmet sonrası yapılan ödemeleri kabul etme yetkisinin olduğu, Haldun’un görev yaptığı dönem içerisinde katılan şirkete mal taşıtmak için müracaat eden şirket ve şahısları çalıştığı katılan şirketin aleyhine olacak şekilde sanık …’ın sahibi olduğu Burkont isimli aynı konuda faaliyet gösteren şirkete yönlendirdiği, bu yönlendirme kapsamında sanık …’ın Haldun’a her müşteri ve iş başına asgari yüzde on komisyon verdiği, taşıma işini katılan şirketin araçlarının yapmasına ve irsaliyelerde katılan şirket adına kesilmesine rağmen taşıma işi sanki sanık …’ın sahibi olduğu Burkont isimli firma tarafından yapılmış gibi sahte fatura düzenlenerek katılan şirketin müşterilerinden yapması gereken tahsilatın sanık …
tarafından yapıldığı iddia edilen olayda; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için katılan şirketin sanığa ait şirket aleyhine açtığı Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/484 Esas sayılı dava dosyası incelenmeden ve taşıma işlemleri katılan şirket tarafından yapılmasına ve irsaliyelerde bu şirket adına kesilmesine karşın taşıma işi sanığa ait şirket tarafından yapılmış gibi sahte fatura düzenlenip düzenlenmediği, bu faturalarla katılan şirketin taşıma hizmeti sunduğu müşteri şirketlerden sanık şirket adına tahsilat yapılıp yapılmadığı ve katılan şirketin taşıma işi yapmasına rağmen yapılmamış veya önceden fiyatı ödenmiş gibi katılan şirketin ticari defter ve belgelerinde sahtecilik yapılıp yapılmadığı hususunda katılan ve sanığa ait şirket defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/12/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.