Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/933 E. 2013/15345 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/933
KARAR NO : 2013/15345
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Mağdur …’ın … yerinden gerçekleşen hırsızlık olayında 11 adet çekinin çalındığı, çalınan çeklerin bir kısmını sanığın çocuklarının bularak getirdikleri, sanığın bu çeklerden keşidecisi … olan 1135 TL bedelli hamiline yazılı çekin arkasındaki “Mehmet Yılmaz” isminin altına imza atarak müşteki …’den aldığı kerestenin bedeline karşılık vermek suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği, yine 150 TL bedelli … tarafından keşide edilen hamiline yazılı çeki, ciro etmeksizin almış olduğu akaryakıta karşılık petrol istasyonunda çalışan katılan …’na vermek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda;
A-Sanığın resmi belgede sahtecilik ve katılan …’na yönelik dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetine dair kararlara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın TCK 158/1-f maddesinden mahkumiyetine karar verilmesine rağmen, anılan maddenin son cümlesindeki, hapis cezasının alt sınırının 3 yıldan, adli para cezasının miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağına dair düzenlemeye muhalefet edilmek suretiyle temel ceza tayinindeki isabetsizlik ile katılanın zararını gidermemesine rağmen, TCK 168. madde uyarınca sanığa verilen cezadan indirim yapılması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Her ne kadar çekteki ciranta olarak görünen “Mehmet Yılmaz” ibaresinin sanığın eli ürünü olduğu tespit edilememişse de, sanığın resmi belge niteliğindeki çeki, bu isim altına imzalamak suretiyle, ciro ederek vermekten ibaret eyleminin, resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, suçun TCK 160. madde kapsamında kaldığına dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanığın müşteki …’e yönelik dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın TCK 158/1-f maddesinden mahkumiyetine karar verilmesine rağmen, anılan maddenin son cümlesindeki, hapis cezasının alt sınırının 3 yıldan, adli para cezasının miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağına dair düzenlemeye muhalefet edilmek suretiyle hüküm kurulması,
2-Suça konu 1135 TL bedelli çekten … zararın yargılama aşamasında karşılandığı, buna ilişkin banka dekontunun dosyaya ibraz edildiği anlaşılmakla, sanık hakkında TCK 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.