YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9384
KARAR NO : 2014/2812
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/52358
MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/03/2009
NUMARASI : 2007/135 (E) ve 2009/62 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın sahibi bulunduğu Çatalsız isimli Restauranta gelen sanığın, kendisini Maliye Sorunları Dayanışma Derneği yetkilisi olarak tanıtarak adı belirtilen derneğin faaliyeti kapsamında sözde düzenlenecek olan yemek organizasyonu için davetiye sattığını, katılan adına da dört adet davetiyenin düzenlendiğini, fiyatının da 800 TL olduğunu belirtip, katılana ait işletme isminin yazılı olduğu ve Maliye Sorunları Dayanışma Derneği adına düzenlenen, 04.09.2006 tarihli faturayı da göstermesi üzerine durumdan şüphelenen katılanın, Maliye yetkililerini aramak suretiyle yaptığı araştırma sonucunda böyle bir derneğin bulunmadığını öğrendiği ve durumu kolluk kuvvetine bildirmesi üzerine yakalanan sanığın bu şekilde; dernek tüzel kişiliğini aracı kılmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; katılana ait işletme isminin yazılı olduğu ve Maliye Sorunları Dayanışma Derneği adına düzenlenen, 04.09.2006 tarihli faturanın sahte olup olmadığının, adı belirtilen ve dolandırıcılık suçunun işlenmesinde aracı olarak kullanıldığı kabul edilen derneğin, gerçekten var olup olmadığı ve usulüne uygun olarak kurulup kurulmadığı hususlarına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmamış olduğu anlaşılmakla, öncelikle ilgili idari kurumlar ile yazışma yapılarak anılan derneğin gerçekte var olup olmadığı ve usulüne uygun olarak kurulmuş bir dernek olup olmadığının belirlenmesinden sonra sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.