Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9401 E. 2014/2762 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9401
KARAR NO : 2014/2762
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/57374
MAHKEMESİ : Fatih(Kapatılan) 6. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2009
NUMARASI : 2009/194 (E) ve 2009/458 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müşteki Şükrü’nün yolda yürüdüğü sırada, önceden tanımadığı sanığın yanına geldiği ve yan yana yürümeye başladıkları, sanığın birden yere eğilerek çanta bulduğunu söylediği ve çantayı müşteki Şükrü’nün eline tutuşturduğu, çantayı açarak içerisinde bir adet mendile sarılı bileziği gösterdiği, daha sonra müştekiye “bilezik bulduk, bozdurup paylaşalım” dediği, bileziğin yanında bulunan kuyumcuya ait olan kartta 850 TL yazması nedeniyle “ben sana 430 TL vereyim” dediği ve cüzdanını çıkarttığı ancak “Hay Allah parayı biraz önce bir yere yatırmıştım, unutmuşum” dediği, bunun üzerine müşteki Şükrü’nün “kuyumcuda bozdurabiliriz” demesi üzerine “benim acil bir işim var, sen üzerinde ne kadar varsa bana ver helalleşiriz” dediği, müştekinin üzerinde bulunan 280 TL parayı verdiği, sanığın söz konusu bileziği Şükrü’ye vererek ayrıldığı, şikayetçinin bileziği kuyumcuya götürdüğünde sahte olduğunu öğrendiği, sanığın yine aynı şekilde başka bir tarihte bu sefer müşteki A.. C..’i sahte bilezik vererek dolandırdığı, karşılığında bir adet cep telefonu ve 80 TL aldığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1 ve 230. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.