Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/968 E. 2012/31439 K. 12.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/968
KARAR NO : 2012/31439
KARAR TARİHİ : 12.03.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumunu aracı kılınarak dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yasal süresinden sonra, temyiz talebinde bulunduğu gerekçesiyle tebliğnamede red kararı verilmesi talep edilmiş ise de; gerekçeli kararın, sanığın bilinen son adresine usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi dikkate alınarak yapılan tebligatın usulüne uygun olmaması karşısında, 25/08/2011 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek ve tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
1-Resmi Belgede Sahtecilik suçuna yönelik temyiz itirazlarını incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA ,
2-Kamu Kurumu Aracı Kılınarak Dolandırıcılık suçu açısından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın kendisini katılan … olarak tanıtarak ve olay tarihinden önce, … nın kaybolan nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırarak, katılan …’nun işlettiği işyerinde çalışmaya başladığı, bir süre burada çalışan sanığın, kendisinin evleneceğini, beyaz eşya lazım olduğunu belirterek katılan … dan yardım istemesi üzerine, katılan … nun, sanığı katılan …’a yönlendirdiği, burada 1.700.00 TL değerinde alışveriş yapan sanığın, suça konu 30.05.2007 ödeme tarihli ve 1.700.00 TL bedelli senedi katılan … verdiği, kefil olarak katılan … nun imzalamasını istediği ve katılan …’nun senedi imzaladığı, senet bedeli ödenmeyince katılanlar hakkında icra takibine başladığı, sanığın bu işleri yaparken katılan …’in kimlik bilgilerini içerir, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanını kullandığı ve kendisini … olarak tanıttığı, bu şekilde sanığın katılanlar … ve …’ye yönelik olarak kamu kurumu olan Nüfus Müdürlüğünü araç olarak kullanmak suretiyle zincirleme şekilde Dolandırıcılık suçunu işlendiğine dair kabulde bir isabetsilik bulanmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.