Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9816 E. 2014/4165 K. 06.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9816
KARAR NO : 2014/4165
KARAR TARİHİ : 06.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/47314
MAHKEMESİ : Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/06/2009
NUMARASI : 2008/150 (E) ve 2009/224 (K)
SUÇ : Güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
TCK’nın 51. maddesi gereğince, sadece hapis cezasının ertelenebileceği, adli para cezasının ertelenemeyeceğinin gözetilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, Antalya Barosu’na kayıtlı bir avukat olduğu, katılanın, 08.05.2003 tarihli 0.. yevmiye nolu vekaletname gereğince sanığı vekil tayin ettiği, katılanın Ç.. İnşaat Turizm Anonim Şirketi’nde bir süre çalıştıktan sonra işletmenin başka bir şirkete devredildiği, bu yeni şirketin de katılanın iş akdini feshettiği, sanığın da kendisine verilen vekaletname gereğince işçilik alacağı için Alanya İş Mahkemesi’nde şirkete karşı dava açtığı, yargılama sonunda işçilik alacağına hükmedildiği, sanığın Antalya 5. İcra Müdürlüğü’nün 2007/1803 esas sayılı dosyasında işverene karşı icra takibi yürüttüğü ve 2.678,90TL parayı müvekkili adına tahsil ettiği, yaptığı masraflar ve vekalet ücretlerini gözeterek katılandan alacaklı olduğunu söyleyip tahsil ettiği parayı vermediğinin iddia edildiği somut olayda;
Sanığın, katılana ait davayı ve icra dosyasını takip ettiğini, tahsil ettiği paranın tamamını vekalet ücreti ve yaptığı masraflara mahsuben uhdesinde tuttuğunu belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından; sanığın, katılanın vekili olarak belirtilen tarihler arasında, hangi dava ve icra takiplerini yürüttüğü, hangi duruşmalara girdiğinin ve o tarihte başka davalara da katılıp katılmadığı, ortak masraf yapıp yapmadığının tespit edilmesi, ilgili dava ve takip dosyalarının birer suretinin, taraflar arasında vekalet ücretinin belirlenmesine dair sözleşme, yazılı belge, yapılan masraflar veya bu anlamda yapılmış olan ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı suretlerinin getirtilmesi, buna göre sanığın katılan adına takip ettiği dosyalardan ne kadar vekalet ücreti alacağı olduğu ve ne kadar masraf yaptığının tartışmaya yer bırakmayacak şekilde tespiti, hak ettiği vekalet ücreti veya yaptığı masraflardan daha fazla parayı uhdesinde tutup tutmadığının kesin olarak belirlenmesi açısından, bütün delillerin toplanmasından sonra içinde, muhasebeci, hesap uzmanı ve ilgili barodan tayin edilecek avukat kişilerin de bulunduğu bilirkişi kuruluna dosyanın tevdi edilerek, alınacak rapor sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 60 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.