YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9819
KARAR NO : 2013/17637
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde
belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’ün, sahte olarak oluşturduğu, … kimliği ile … şubesinden 22.000 TL tutarında taşıt kredisi almak için müracaatta bulunduğu, krediye esas olmak üzere ibraz ettiği tüm belge ve evrakların bankaca incelenip kabul edildiği, henüz birinci kredi talebi sonuçlanmadan ikinci bir taşıt kredisi talebinde bulunan sanığın peşinat olarak gerekli olan 5000 TL yi sağlamak için, bu sanıkla aynı işyerinde çalışan diğer sanık …’nın, sahte … kimliği ile bankaya kredi başvurusunda bulunduğu, bu başvurunun incelenmesi sırasında bankada bulunan müşterilerden birinin sanıkları tanıyıp dolandırıcı oldukları yönünde banka görevlisi Figen’e söylemesi üzerine, sanıkların daha sonra, belgelerde imza eksikliği bulunduğu bahanesiyle bankaya çağrıldıkları sırada yakalandıkları, sanıkların üzerlerinde sahte nüfus cüzdanlarının ele geçirildiği, sanıkların bankaya ibraz ettikleri Bekir Tekin’e ait imza sirküleri, şirket hisse devrine ilişkin sözleşme, çalışma belgeleri ve ikametgah belgelerinin sahte olduğu ve aldatma kabiliyetinin bulundukları, sanıklar … ile …’nın bu suretle tahsis edilmemesi gereken kredinin tahsisi için nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs eylemini işledikleri, sanık …’un 22.000 TL değerindeki kredi için asil olarak ve daha sonra 5.000 TL değerindeki krediye kefil olmak için başvuruda bulunduğu, sanık …’ın da sahte kimlikle 5.000 TL kredi almak için asil olarak başvurduğu, sanıkların sahte nüfus cüzdanı, sahte ikamet belgeleri, sahte imza sirküleri kullandıkları, böylece sanıkların nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
a-Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanık … tarafından sahte olarak hazırlandığı iddia edilen Bekir Tekin’e ait imza sirküleri, şirket hisse devrine ilişkin sözleşme, çalışma belgeleri ve ikametgah belgesiyle ilgili olarak, belge asıllarının denetime elverişli olarak dosya içine konulması, ilgili noter belgesinin varsa
gerçeğinin istenilmesi, belgelerin sahte olup olmadıklarının tespiti amacıyla, öncelikle kredi sözleşmesinde imzası bulunan Bekir Tekin isimli kişinin açık kimlik bilgileri ve adresinin araştırılarak ifadesinin alınması, hakkında açılan bir kamu davası bulunuyor ise her iki dosyanın birleştirilmesi, bu kişiye ait yazı ve imza örnekleri ile sanık …’a ait yazı ve imza örneklerinin usulüne uygun olarak temin edilerek, yukarıda belirtilen belgelerin sahte olup olmadıkları, yazı ve imzaların sanığa veya başkasına ait olup olmadığı hususlarında ekspertiz raporu alınması, belge asıllarının dosya içine konulmasından sonra, aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu belgelerin mahkeme heyeti tarafından incelenip, özellikleri zapta geçirilerek aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespiti,
b-Her iki sanık hakkında kurulan hüküm açısından; 28/11/2005 tarihli iddianamede, sanıklarda ele geçirilen nüfus cüzdanları ile ilgili olarak ayrı bir evrak hazırlanarak soruşturma yürütüldüğü belirtilmekle, mükerrer yargılama yapılmış olma ihtimalinin bulunduğu dikkate alınarak, nüfus cüzdanlarındaki sahtecilik eylemleri ile ilgili ayrı bir dava bulunup bulunmadığının araştırılması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiğinin gözetilmemesi,
c-Kabule göre de; sanık … hakkında verilen hüküm açısından; 5237 sayılı TCK’ nın 43. maddesinin, aynı anda işlenen fiillerde uygulanamayacağı ve somut olayda, sanığın suça konu belgeleri farklı zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmaması karşısında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanarak sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.