YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9907
KARAR NO : 2013/17642
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, Kasten genel güvenliğin tehlikeye sokulması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’unun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları yada almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb.
olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanık … …’a ait olan ve … Sigorta Şirketi tarafından sigortalı olan konfeksiyon atölyesinde yangın çıktığının ihbarı üzerine kolluk ve itfaiye görevlilerinin olay yerine gidip yangına müdahale ederek söndürdükleri, yapılan incelemede, iş yerinin demir kapısının kilitli olduğu, içerideki dikiş makineleri ile kumaşların yandığı, duvarlar üzerine yasa dışı örgüte ait sloganlar yazıldığının tespit edildiği, iş yerinde, içinde benzin taşınan bir teneke, iş yeri dışında da eldiven poşeti bulunduğu, bu eldiven üzerindeki parmak izinin sanık …’a ait olduğu, 27.6.2010 tarihinde sigorta şirketinin aranarak yangının haber verilip 240.000 TL zarar oluştuğu söylenerek eksper gönderilmesinin istenildiği, sigortanın görevlendirdiği eksperin iş yerine gidip inceleme yaptığı; fakat henüz ödemenin gerçekleşmediği, sanık …’in, sanık …’ın yanına gelip sigortadan para almak amacıyla iş yerinin yakılmasını teklif ettiğini, 5.000 TL karşılığında anlaştıkları, sanık …’ın da sanık …’ın, para karşılığı yakma olayını kabul ettiği, sanık …’un iş yerinin anahtarını sanık …’a verdiği, olay gecesi bütün sanıkların yangın yerinde oldukları ve suç saatinde aralarında yoğun telefon görüşmelerinin olduğu, sanıklar … ve …’nın, yangının diğer sanıklar tarafından planlandığını kabul ettikleri, sanıklar … ve …’nın azmettireni belli olmayan suçta kendilerini … ve …’in azmettirdiğini bildirmek suretiyle bu sanıkların suçlarının açığa çıkmasını sağladıkları, böylece sanıkların, eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek sigortadan para almak için yangın çıkartarak nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve kasten genel güvenliğinin tehlikeye sokulması suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar …, … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıklar, katılan ve tanık ifadeleri, ekspertiz raporu, yangın raporu, sigorta belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre, suçların sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından; sanıklar hakkında kasten yangın çıkarma suçundan kurulan hükümde, uygulama maddesi olarak TCK’nın 170/1-a maddesi
yerine, 170/1-c maddesi yazılmış ise de, bu durumun sonuç cezaya bir etkisinin bulunmaması ve mahallinde düzeltilmesinin mümkün olması karşısında bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar … ve … ile sanık … müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın hükümden sonra 27/04/2013 tarihinde öldüğünün UYAP üzerinden MERNİS’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1 maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilip verilmeyeceğinin mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.