Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10109 E. 2013/8791 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10109
KARAR NO : 2013/8791
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme,hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararına karşı sanık müdafii tarafından istenilen inceleme talebinin itiraz merciince reddedildiği, bu karara karşı da herhangi bir temyiz talebinin bulunmadığı belirlenerek, sanık … yönünden hakaret, … bakımından ise kamu malına zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talebiyle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olmalıdır.

Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için; şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; suç tarihinde sanıklar arasında çıkan kavga nedeni ile görevli şikayetçi polislerin olaya müdahale ettikleri sırada, sanık …’ı göz altına almak için ekip otosuna bindirdikleri, ekip otosundayken otunun arka camında bulunan güç kablolarını çekerek zarar verdiği, …un …e doğru küfür ederek yürümesi üzerine polis memuru …’ın ona engel olmak istediği, bu sırada sanık …’in “siz benim amcamı nasıl döversiniz, anasını avradınızı sinkaf ettiklerim” diyerek onlara hakaret ettiği anlaşıldığından, sanık …’in eyleminin mala zarar verme,…’in ise hakaret suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Sanık … hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 51.maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiş olması karşısında, aynı Kanun’un 53/4 maddesi uyarınca, aynı maddenin 1 ve 2.fıkralarındaki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2)Sanık … hakkında hakaret suçundan hükmolunan uzun süreli hapis cezasının ertelenmiş olması karşısında, TCK’nın 53/3 maddesi gereğince, aynı maddenin 1.fıkrasının “c” bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet,
vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluklarının uygulanma olanağının bulunmadığının düşünülmemesi,
3)Sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde öngörülen nesnel veya öznel koşulların bulunup bulunmadığının tartışılarak yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, gerekçeli kararla da çelişen gerekçeyle hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.