YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10131
KARAR NO : 2013/8280
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
Dolandırıcılık suçundan sanık …’un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/1 ve 522. maddeleri uyarınca 8 ay hapis ve 100,00 yeni Türk lirası adlî para cezalan ile cezalandırılmasına dair … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2006 tarihli ve 2005/1865 esas, 2006/316 sayılı kararını müteakip, … Cumhuriyet Başsavcılığının kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması talebinin reddine, hükmün kesinleşme tarihinin 09/05/2006 olarak düzeltilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 28/06/2012 tarihli ve 2005/1865 esas, 2006/316 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 04/03/2013 gün ve 2013/3576/15048 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/03/2013 gün ve… sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
… 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen karara karşı yapılan itirazın yasal süresi içerisinde olmadığından bahisle reddine ilişkin … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2012 tarihli ve 2012/1371 değişik iş sayılı kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmeksizin yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı suçun kanunda öngörülen cezasının nev’i ve süresine göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresine tâbi bulunduğu, suçun işlendiği 25/07/2002 tarihi ile kararın verildiği 06/04/2006 tarihinde bu sürenin henüz dolmamış olduğu, bu nedenle mahkemenin 06/04/2006 tarihli kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak kararın yargılama aşamasında tebligat çıkarılmayarak, beyanı alınmayan ve suçtan zarar görme ihtimali bulunup 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesi uyarınca katılma hakkı bulunan müştekiye 12/11/2010 tarihinde tebliğ edilerek 20/11/2010 tarihi itibarıyla kesinleştirildiğinin anlaşılması karşısında, 20/11/2010 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu nazara alındığında, mahkemesince kesinleştirme işlemi yapılmaksızın zamanaşımı dolduğundan bahisle ek kararla düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yapılan talebin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık … hakkında 23/07/2002 tarihinde işlediği iddia olunan dolandırıcılık suçundan dolayı 765 Sayılı TCK”nın 503/ilk maddesi ile cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, ve mahkemece 06/04/2006 tarihinde sanığın aynı maddeden mahkumiyetine karar verildiği,bu kararın yargılamaya katılmayan müştekiye 12/11/2010 tarihinde tebliğ edilmekle, kararın bu tebliğ tarihi esas alınarak 20/11/2010 tarihinde kesinleşeceği, dolayısı ile suç tarihinden kesinleştiği tarihe kadar da zamanaşımının gerçekleştiğinden sanık hakkındaki davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle kanun yararına bozma isteminde bulunulmuş ise de,sanığa atılı suçun suç tarihi itibariyle 765 Sayılı TCK”nın 503/1 maddesi kapsamında ve 5 yıllık asli 7 yıl 6 aylık ilaveli zamanaşımına tabi bulunduğu, suç tarihi 23/07/2002 den karar tarihi 06/04/2006 gününe kadar bu sürenin gerçekleşmediği,sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün, temyiz edilmesi halinde suç tarihinden inceleme tarihine kadar zamanaşımı değerlendirmesinin yapılabileceği, hükmün temyiz edilmeyerek sanık açısından hüküm tarihi itibariyle kesinleştiği, yasada zamanaşımını kesen nedenlerin sayıldığı ve müştekiye tebligatın bu nedenler içinde bulunmadığı anlaşılmakla, sanık açısından karar tarihi itibariyle temyiz edilmeyerek kesinleşen hükmünde zamanaşımının müştekiye tebliğin yapıldığı tarihe kadar uzatılmasının mümkün bulunmadığı ve bu durumda … 7 Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2012 gün ve 2005/1865 esas, 2006/316 sayılı karar gerekçesinin yerinde bulunduğu anlaşıldığından, bu kararın bozulmasına dair Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK 309.maddesi gereğince REDDİNE, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 06/05/2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.