Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10487 E. 2015/24567 K. 29.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10487
KARAR NO : 2015/24567
KARAR TARİHİ : 29.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Katılanın kahvecilik işi ile uğraşırken … Vergi Dairesinin vergi mükellefi 08/11/2007 tarihinde işyerini kapattığı, işyerinin muhasebeciliğini yapan sanığın işyerini kapatana kadar iş yeri ile ilgili yıllık gelir vergisi, kdv ve damga vergileri borçlarını ödemeyerek katılanı zarara uğrattığı iddia edilen olayda,
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; suça konu paraların sanığa verilip verilmediğinin araştırılması, katılan tarafından verilmiş ise para teslimi yapıldığına dair belge olup olmadığının öğrenilmesi, sanığın aldığını iddia ettiği vergi borcu paralarını sanığa ait … şubesi nezdinde hesap hareketlerinin iddia ve savunmalar doğrultusunda incelenmesi, suç dönemine ilişkin sanığın talimatı doğrultusunda bankanın vergi dairesine yatırması gereken bir para bulunup bulunmadığının tesbiti, katılanın vergi borcuna ilişkin tüm tahakkuk ve ödeme fişlerinin temin edilmesi, sanık tarafından yatırılmamış olduğu iddia edilen fişlerin somut olarak ortaya konulması, katılan 08/11/2007 tarihinde işyerini kapattığı halde vergi borcunun görünüp görünmeyeceğinin vergi dairesinden sorulması, varsa katılanın defter, kayıt ve belgeleri de karşılaştırılmalı olarak incelenip tüm iddialar konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Serbest muhasebecilerin görevleri arasında vergi dairesi veya ilgili sair kurumlara “para yatırmak” gibi bir görevleri olmadığı ve Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Muşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin “Mecburi Meslek Kararlarına” ilişkin 26/01/1996 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamaz” hükmü karşısında, suça konu paranın yatırılmasının sanıkla katılan arasında görev ilişkisi kapsamında bulunmayıp, eylemin TCK 155/1 kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçeye dayanılarak adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye neden olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/04/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.