YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10657
KARAR NO : 2013/12126
KARAR TARİHİ : 01.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek, failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle, konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır. Suçun oluşması için, sahibinin rızası olmadan girilen ya da rızayla girildikten sonra istendiği halde dışarı çıkılmayan bir konut veya eklentisi olmalıdır. Konut, (mesken) bir kimsenin geçici de olsa oturmak için sığındığı her nevi yer olarak tanımlanabilir. Medeni kanunun 19 uncu maddesinde tanımlanan her ikametgah TCK. anlamında bir konuttur Kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği yani yaşamsal faaliyetlerini
geçirdikleri yer konuttur. Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi (müştemilat); konuta bitişik ya da onun yakınında olan, konut veya benzerî yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu, eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterilebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk,kömürlük,balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir. Bu husus, olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir. Apartman giriş kapısından sonraki koridorların, merdiven ve merdiven boşluklarının, daire giriş kapısı ön kısımlarının, sahanlıkların apartmanda oturanlara ait ortak “eklenti” olduğunun kabulü gerekir. Apartman dış kapısının açık kalması, bu kısımların eklenti olma niteliğini etkilemeyeceği gibi eklenti sayılmamasına da neden olmaz. Dış kapının konması;bu yerlerin dış alemle ilgisinin kesildiğine ve yasa dışı bir amaçla içeri girilmesine izin verilmediğine ilişkin iradenin bir göstergesidir. Merdivenler ve sahanlık,konuta giriş çıkış için zaruri, konutun kullanış amacını tamamlayan ve sağlayan, konuta bağlı yerlerdendir. Her isteyenin bu yerlere girmesi ve yararlanması olanaksızdır. Sahanlık ve merdiven olmadan konut olamayacağı gibi, konut olmadan da merdiven ve sahanlık olamaz. Bu itibarla konut ve apartman merdiveni birbirinden ayrılmaz birer parça ve merdivenler konutun,eklentileridir. Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde Fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, Avukatlık bürosu, Doktor muayenehaneleri, Emlak bürosu, Mimar bürosu, vb. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane,örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi, yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır. Fiilin gece vakti işlenmesi, ağırlaştırıcı nedendir. Gece vakti TCK’nın 6. maddesinde tanımlanmıştır. Gece vakti güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresidir.
Sanık ve suça sürüklenen çocuk ile temyiz dışı arkadaşlarının geceleyin birlikte alkol aldıktan sonra, saat 00:15 sıralarında … Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan ve otobüs biletlerinin satım yeri olarak kullanılan kamuya ait büfenin kapı camını kırarak
büfenin içine girdikleri, içerden bir şey bulamadan ayrıldıkları, böylece sanık ve suça sürüklenen çocuğun kamu malına zarar verme, kamuya ait eşya hakkında hırsızlığa teşebbüs, birden fazla kişi tarafından birlikte geceleyin işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında kamu malına zarar verme ve kamuya ait eşya hakkında hırsızlığa teşebbüs suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Suçların sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
2-Suça sürüklenen çocuk … hakkında kamu malına zarar verme ve kamuya ait eşya hakkında hırsızlığa teşebbüs suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Suçların sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesine göre; kararlarda, para cezasının yirmi eşit taksitle ödenmesine karar verilmesine rağmen, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerin ilgili kısmına ”para cezasının birer ay arayla yirmi eşit taksitle ödenmesine” ifadesi yazılmak suretiyle hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında; nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
5237 Sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, sadece kısa süreli hapis cezası ertelenen kişiler hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1 maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilmeyeceği gözetilmeden, sanık … hakkında nitelikli işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan verilen uzun süreli hapsin ertelenmesi kararında, TCK’nın 53. maddesinin
uygulanmamasındaki isabetsizlik, bu hususunun infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olması karşısında bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
… Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarih ve 11-250/13 E.K sayılı kararında da kabul edildiği gibi, 5271 sayılı CMK’nun 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı, sanık ve suça sürüklenen çocuğun kesinleşmiş mahkumiyetlerinin olmadığı, nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçu nedeniyle dosyaya yansıyan, müşteki tarafından ileri sürülmüş ve belgelendirilmiş olup giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir, somut, maddi bir zararın da bulunmadığı ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanık … açısından, “zarar giderilmediği” biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, suça sürüklenen çocuk açısından ise; olumlu kanaat bulunduğu gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine karar verilirken, “daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmış olması nedeniyle, takdiren” denilmek suretiyle erteleme kararındaki gerekçeyle çelişki yaratılarak ve yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/07/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.