Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10977 E. 2015/24068 K. 21.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10977
KARAR NO : 2015/24068
KARAR TARİHİ : 21.04.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikil dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır .Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık … ile katılanların ortak olarak … ve … fırın satın aldıkları, bir miktar peşin para verip kalanı için de suça konu 30.01.2008 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli senedi düzenledikleri, senette borçlu olarak katılan …’nın göründüğü, katılan …’nın da senedi kendisinin düzenleyip, borçlu olarak imzaladığını, ancak alacaklı kısmını boş bıraktığını söylediği, suça konu senedin arkasının fırını devralan diğer katılanlar ile birlikte ortak oldukları sanık … tarafından da ciro edilmek suretiyle borç nedeni ile sorumluluk altına girdikleri, senedin bedelini denkleştiren katılanların, fırını devraldıkları şahıslarla muhatap olan sanık …’e 50.000,00 TL parayı verip senedi geri getirmesini istedikleri, fakat sanık …’in parayı fırının sahipleri olan … ve … vermediği gibi, bir şekilde suça konu senedi ele geçirip alacaklı kısmına ortak olan katılanlardan …’ın ismini yazıp, senedin arkasındaki ilk ciranta olan katılan …’nın cirosunun bulunduğu kısımı kesip, bu cironun altındaki kendi cirosunu beyaz kapatıcı mürekkeple kapatıp, alacaklı olarak gösterdiği …’ın cirosunu ilk sıraya getirdiği, altına kendi cirosunu yeniden yazıp, diğer sanık …’a devrettiği, Sanık …’ın da katılanların aleyhine icra takibi yaptığı somut olayda;
1- Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurlan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii sanık … yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; senedin ön yüzündeki kefil ismi ve imzası ile alacaklı isminin dışındaki yazıların aynı kalemle ve katılan … tarafından yazılmış olduğunun, ancak senetteki alacaklı ismi ile katılan …’nın kefil olduğuna ilişkin yazı ve imzasının başka kalemlerle yazıldıkları, kefil yazı ve imzasının katılan … yazı ve imzasının taklit edilerek üretildiklerinin fakat, katılanlar ya da sanıklara ait olmadıklarının belirtilmesine karşın kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; senedin ön yüzündeki borçlu ve kefile ait yazıların benzerlik gösterdiği, ancak kimin eli ürünü olduklarının tespit edilmediğinin bildirilmiş olması nedeni ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesinin gerektiği, sanık …’in Cumhuriyet savcısının huzurundaki savunmasında katılanların suça konu senedi Küçükçekmece’deki fırınını devretmesi için düzenleyip kendisine verdiklerini, bu senedi de senet alacaklısı olarak görünen …’ın verdiğini söyleyip, katılanların iddia ettiği gibi söz konusu fırını … … ve isimli şahıslardan satın aldıklarına yönelik bir beyanda bulanmadı, aynı savunmasını kovuşturma aşamasındaki 08.10.2009 tarihli duruşmada da tekrar ettiği, fakat 16.02.2010 tarihli duruşmada; bu kez söz konusu fırına katılanlar ile ortak olduğunu, %50 hissesini devrettiğini, fırını kendisinin … satın aldığını, karşılığında evini ipotek ettirdiğini ve katılanlardan suça konu senedi aldığını, senet bedelinin ödenmediğini, bu nedenle evinin satıldığını söylemesi karşısında … ve … tanık olarak dinlenmeleri, fırını kimlere sattıklarının, suça konu senedi alıp almadıklarının, senedi almışlar ise alacaklı kısmının boş olup olmadığının, senedin nasıl sanık …’e geçtiğinin, sanık …’in satın aldığı fırın için evini ipotek ettirip ettirmediğinin sorulması, varsa ipoteğe ilişkin belgelerin toplanıp incelenmesi gerektiği, suça konu senedi icra dairesi nezdinde tahsile koyan sanık …’ın savunmasında sanık …’in … fırınına ortak olduğu için para verdiğini, karşılığında suça konu senedi aldığını söylemesi nedeniyle, fırına ortak olunması karşısında hayatın olağan akışına göre, sermaye koyan sanığın neden senet aldığının sorulup, izah ettirilmesi, gerçekten sanıkların … fırına ortak olup olmadıklarının araştırılması, aralarında ortaklık ilişkisi var ise; ortaklığın kurulduğu tarihin tespit edilmesi suretiyle suça konu senedin devrini gerektiren ticari ilişkinin denetime izin verecek şekilde ortaya konulması gerektiği gözetilmeden gerekçesi izah edilmeksizin dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık … müdafii sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.