Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1106 E. 2014/15920 K. 01.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1106
KARAR NO : 2014/15920
KARAR TARİHİ : 01.10.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/34502
MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/07/2010
NUMARASI : 2008/728 (E) ve 2010/408 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan şikayetçi şirketin, 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek, aynı yasanın 237/2. maddesi uyarınca katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, yetkili temsilcisi olduğu A. İ. Ö. ve Dokuma Sanayi ve Ticaret AŞ. ve A. T. Sanayi ve Ticaret AŞ. adına, katılan şirketten finansal kiralama sözleşmesi ile kiraladığı 1 adet tarım traktörünü aylık taksitlerini ödememeleri üzerine, borçlarını tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde ödemeleri, ödemedikleri takdirde finansal kiralama sözleşmesinin feshedileceği, sürenin sona ermesinden itibaren 3 gün içerisinde finansal kiralamaya konu malın şirket adresine teslim edilmesi hususlarında gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesine rağmen, iş makinesini katılan şirkete teslim etmediği anlaşılmakla; eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın adli sicil kaydındaki mahkumiyetlerinin 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan olması ve 5941 sayılı Kanunun 03.02.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanun ile değişik 5.maddesinde öngörülen yaptırımın, idari yaptırıma dönüşmesi, bu sabıkalarından başka kaydının bulunmadığı dikkate alınarak, “sanığın mahkumiyeti bulunması nedeniyle” biçimindeki, yetersiz gerekçe ile CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına kararı verilmesi,
2- Sanık hakkında verilen gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında TCK’nın 52/2. maddesinin uygulama maddesi olarak gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.10.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.