YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11263
KARAR NO : 2015/24392
KARAR TARİHİ : 28.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan … evlenmek amacı ile uygun bir eş aradığı, kayınbiraderi tanık …’a da sanık …’in tanıdığı evlenilecek bir bayan olduğunu söylediği, tanık Selamet’in de bu durumu katılana ilettiği ve birlikte bayanı görmek için … ilçesine gittikleri, yolda sanık …’i aldıkları ve bayanın evine gittikleri, burada temyiz dışı sanık … ile tanıştırıldıkları, temyiz dışı sanık …’ın … lakabı ile … teyzesinin oğlu olarak, …’ın babası temyiz dışı sanık …’ın da dünür olarak tanıştırıldığı, katılanın evde sanıklara 750 TL verdiği, tarafların anlaştıktan sonra, katılanın … lakaplı … ve sanık … ile birlikte … ilçesindeki köyüne döndükleri, burada katılanın sanık … düğün için 3800 TL değerinde ziynet eşyası ve 300 TL civarında elbise aldığı, daha sonra katılanın sanık … göndermek için sanık … ile birlikte … otogarına otobüs bileti almaya gittikleri, sanık … ile sanık … tuvalete gitmek istemeleri üzerine katılanın da tuvalete gittiği, katılan dışarı çıktığında sanıkların olay yerinde olmadığı, tuvalet bahanesi ile kaçtıklarını anladığı, sanık Faik’in bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.