YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11416
KARAR NO : 2013/13628
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Amcası olan müşteki ile aynı binanın tek odadan ibaret eklentisinde oturduğu izlenimi bulunan sanığın, amcasıyla girdiği diyalog sonrası sinirlenip binanın demirden mamül ana giriş kapısının 84×94 cm ebatlı buzlu camını kırması eyleminin “mala zarar verme” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın, 06/04/2010 tarihinde poliste “..psikiyatri doktorundan almış olduğum ve kullanmakta olduğum ve beni sersemleten ilaçlardan aldım…” şeklindeki ifadesi ile 04/04/2010 tarihli genel adli muayene raporunda “bilinci uykuya meyilli” biçimindeki tıbbi tespit nazara alınarak;
olay anında TCK’nın 32 ve 34. maddeleri kapsamında cezai ehliyeti etkileyebilecek bir durumun sözkonusu olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre hukuki durumun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Dosya kapsamından anlaşıldığı kadarıyla aynı binanın farklı bölümlerinde yaşamakta oldukları anlaşılan yeğen-sanık ile müşteki-amcanın, gerektiğinde mahallinde keşif de yapılarak, TCK’nın 167/2. maddesi anlamında “aynı konutta beraber yaşamakta olan” akrabalar kavramına dahil olup olmadıklarının karar yerinde tartışılmaması,
3- Sanığın, 20 TL ‘den ibaret verdiği zararı kendisine süre verilmesi halinde gidereceğini beyan ettiği 30.12.2010 tarihli celsede müştekinin “…zararımı gidermesini istemiyorum…” şeklindeki beyanı da nazara alındığında, sanığa zararı gidermesi için süre verilmemesi yanında TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünden yararlanıp yararlanmayacağının değerlendirilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/09/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.