YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11910
KARAR NO : 2014/15778
KARAR TARİHİ : 30.09.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/309262
MAHKEMESİ : Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/06/2011
NUMARASI : 2010/116 (E) ve 2011/203 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka yada kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanık M.. Ş..’in tahsil için takas bankası olan Denizbank Otocenter şubesine ciro ederek verdiği Garanti Bankası Bursa şubesine ait 25.12.2006 keşide tarihli 18.000 TL bedelli keşidecisi mağdur P.. Gıda San. A.Ş. olan çekin banka tarafından sahte olduğu tespit edilerek ödeme yapılmayıp el konulduğu, yaptırılan kriminal incelemede çekin ön yüzündeki keşideci bilgilerinin ve rakamların önceki bilgilerin fiziksel yolla silinmelerinden sonra sahte olarak düzenlendiği ve yapılan sahteciliğin iğfal kabiliyetine haiz olduğunun ekspertiz raporuyla tespit edildiği, sanığın alınan savunmasında, çeki kendisine araç sattığı açık kimliğini ve adresini bilmediği M.. A..’in verdiğini, çek sahte çıkınca aracını geri aldığını beyan ettiği, ancak sanığın bildirdiği ve ciroda yazılı olan telefon numarasının getirtilen abonelik sözleşmesinde yabancı uyruklu bir şahıs adına kayıtlı çıktığı, bu şahsın adresinin yetersizlik nedeniyle bulunamadığı, çekte cirosu bulunan ilk ciranta ve çekin emrine düzenlendiği R.. Reklam isimli şirketin kaşesindeki adreste yapılan araştırmada böyle bir şirketin olmadığının tespit edildiği, ayrıca 2.ciranta olan T..T.. ismi altındaki telefon numarasının da başka bir şahıs adına kayıtlı olduğunun abonelik sözleşmesinden tespit edildiği, böylece sanığın resmi belge vasfındaki sahte çeki bilerek kullanmak ve bu suretle nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği, haksız menfaatin elde edilememesi nedeniyle dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına dair karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.