YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12158
KARAR NO : 2013/10187
KARAR TARİHİ : 03.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka Tarafından Tahsis Edilmemesi Gereken Kredinin Açılmasını Sağlamak Amacıyla Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … müdafiinin vekalet ücreti talebiyle sınırlı olarak yaptığı temyiz talebine ilişkin yapılan incelemede;
Sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen 07/10/2008 tarihli karara karşı sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 18/11/2008 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Katılan vekilinin, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, 07/10/2005 tarihinde katılan kurum ile yaptığı tüketici sözleşmesi çerçevesinde 41.700 TL tutarında taşıt kredisi kullandığı, kredinin ilk üç taksidini ödediği; ancak kalan kısmının ödenmemesi nedeniyle icra takibine geçildiği, daha sonra sözleşme sırasında maaş bordrosu olarak ibraz edilen imzasız bilgisayar çıktısı üzerinde yapılan incelemede, böyle bir işyerinin bulunmadığı, sanığın da bu işyerinde çalışmadığının tespit edildiği, sanık … savunmasında, evleneceği kişi olan diğer sanığın, ortak hesap açtırma bahanesiyle kendisini bankaya götürdüğünü, ortak hesap açtırmak için imza attığını düşündüğünü, kredi sözleşmesine imza attığını bilmediğini, kendisinin bu şekilde bir araç almadığını belirttiği, böylece sanık …’in gerçeğe aykırı belge ibraz ederek ve diğer sanığın da eyleme iştirak ederek nitelikli dolandırıcılık suçunun işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Sanık …’in, söz konusu tüketici sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, gerçeğe aykırı belgeyi ibraz eden kişinin, kendisi olduğunun da ispat edilemediği ve olayla ilgisinin belirlenemediği, bu nedenle, bu sanığın suça iştirak ettiğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanık … açısından, bu sanık tarafından ibraz edilen ve gerçeğe aykırı olduğu belirtilen belgenin, fotokopi, onaysız ve imzasız bilgisayar çıktısından ibaret olduğu, şekil itibariyle krediye esas alınmayacağının belli olduğu, bu anlamda aldatma kabiliyetinin bulunmadığı, içerik olarak da, yapılacak küçük bir araştırmayla, gerçeğin tespit edilebileceği, ayrıca ilgili bankanın bu anlamda denetim olanağının ortadan kaldırılmadığı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2003 gün 232-250 E. K sayılı kararında da açıklandığı üzere; sanığın sunduğu belgenin onaysız olması nedeniyle bir belge özelliğini bile taşımadığı ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, bu anlamda aldatıcılık yeteneğinin de bulunmadığı dikkate alınarak, nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 03/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.