YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12259
KARAR NO : 2015/26222
KARAR TARİHİ : 03.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın katılan şirketin 2006 ve 2007 yıllarında Bandırma Bölge Satış Koordinatörlüğü görevini yürüttüğü, katılan firmayla kurmuş olduğu hizmet ilişkisi gereği, ürünlerini pazarlama, satış bedellerini tahsil etmek, müşterilerin iskonto ve mal iadesi gibi her türlü faturalarını kabul etmek ve bunları bölge müdürlüğüne iletmek hususunda yetkili olduğu, sanığın suç tarihlerinde bir kısım tahsilat makbuzlarında ve müşterilerden tahsil etmiş olduğu çek asılları üzerinde tahrifat yaparak ve ödemeleri tahsil ettiği miktardan eksik gerçekleştirerek katılan şirketi zarar uğrattığı, bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği, ayrıca sanığın suça konu 4 adet çek ve bir kısım faturalar üzerindeki tahrifat yaparak özel belgede ve resmi evrakta sahtecilik suçlarının işlediği iddia edilen olayda,
1-Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelenmesinde;
Sanığın 02/05/2011 tarihli rapor içeriğine göre; katılan şirkette satış yetkilisi konumunda olarak katılan şirketin 64.787,94 TL’sini mal edinerek şirkete ödemediği, bu suretle katılan şirketi zarara uğrattığının anlaşılması nedeniyle sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Hükmolunan 1 yıl 15 gün hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK. nun 53/1. maddesinin c bendi bakımından, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322 nci maddesi uyarınca hükümde yer alan adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “25 gün”, “31 gün”, “25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle ,yine 53. maddenin uygulanmasına bölümün çıkarılarak yerlerine “Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan a, b, c, d, e bentleri ve aynı maddenin 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık hakkında özel evrakta sahtecilik ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde ise,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya kapsamında bulunan ve 02.05.2011 havaleli bilirkişi raporunun 5/c bendinde gösterilen, 30.10.2007 tarihinde sanık tarafından kesilen 007060 nolu tahsil fişinin 9 sırasında yer alan 21.12.2007 tarihli 1089144 nolu Halk Bankasına ait çek bedelinin 5.000 TL girilmesine rağmen, aynı çekin aynı yazı ve imza ile 02.11.2007 tarihinde kesilen 007065 nolu tahsil fişinin 4.sırasında 55.000 TL bedelli olarak gösterilmesi ve bu çek üzerine yapılan 31.12. 2009 tarihli kriminal bilirkişi incelemesinde de çekin üzerinde sahtecilik yapıldığının ve aldatma kabiliyeti bulunduğunun belirtilmiş olması yine raporun 4/a bendinde gösterilen 29.08.2007 tarihli 430388 nolu 200 TL bedelli katılan şirket adına kesilen iskonto faturasının rakamların değiştirilerek 710,86TL olarak intikal ettirilmiş olmasına göre belge üzerinde kriminal inceleme yapılması gerektiğinin beyan edilmiş olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi için, tanık …’un bildirdiği 5.000 TL bedelli çeki keşide eden Mustafa Sarıbaş’ın ticari ilişkiniin tesbiti bakımından beyanının alınması ve iskontolu fatura için de kriminal rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.