Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/12551 E. 2013/16991 K. 07.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12551
KARAR NO : 2013/16991
KARAR TARİHİ : 07.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanık ile katılanların daha önceden ortak işyerleri olduğu, iki yıl önce ortaklıktan ayrıldıkları ve olay tarihinde sanık ile katılanlar arasında ortaklıktan kalan alacak verecek meselesi nedeniyle tartışma çıktığı, tartışma sırasında sanığın katılanlara, “ben bu parayı alacağım, vermezseniz bundan sonrasından mesul değilim, artık sizi asfalttan mı kazırlar yoksa başınıza başka bir işmi gelir bilemem” şeklinde sözlerle tehdit ettiği ve katılanlara ait iş yerinin camını eliyle vurarak kırdığının iddia edildiği somut olayda; iş yerindeki camın kırık olduğuna dair görgü tespit tutanağı, katılanların aşamalarda değişmeyen ifadeleri, olayın tek görgü tanığı … ‘ın ifadesinde sanığın uzun süre katılanlardan olan alacağını tahsil edememesi ve oğlunun düğünü nedeniyle paraya ihtiyacı olması nedeniyle birden elin cama vurup kırdığını ve sizi yerden kazırlar şeklinde sözler söylediğini duyduğunu belirtmesi ve sanığın tanığın ifadelerinin doğru olduğuna dair beyanı karşısında, sanığın atılı suçlardan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.