YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12767
KARAR NO : 2015/26285
KARAR TARİHİ : 04.06.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’in, Adem Bayraktaroğlu’na ait özel bina inşaatı (31.12.2008 tarihi itibariyle işçi çalıştırılmaya son verilmişlik beyanı olan) işyerinde 05.01.2009-15.01.2009 tarihleri arasında gerçekte (fiilen) çalışmadığı halde, sanık … (muhasebeci-mali müşavir) tarafından verildiği belirtilen 05.01.2009 tarihli “Sigortalı İşe Giriş Bildirgesiyle” (sigortalının imzasını taşımayan, onun yerine sahte atılan) çalışmış gibi gösterilip, sözkonusu dönem içinde sanık …’in 35.99 TL’lik sağlık hizmetinden katılan Kurum aleyhine yararlanmasına neden olunması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık”; “özel belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Şikayetçi SGK vekilinin 10.06.2012 havale tarihli dilekçesi ile sadece “nitelikli dolandırıcılık” suçu yönünden kamu davasına katılma talebinde bulunduğu, mahkemece suç ayırımı yapılmadan “müdahillik” kararı verdiği, kovuşturma aşamasında da vekilin “özel belgede sahtecilik” suçundan açılmış kamu davasına katılma istemini içerir özellikli bir şikayet beyanının bulunmadığı, 22.07.2011 tarihli süre tutum dilekçesinde de suç adı belirtilmeden temyiz isteminde bulunulduğu tespit olunmakla, SGK vekilinin temyiz isteminin “nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanık hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıkların “nitelikli dolandırıcılık” suçunu işlediklerine dair soyut iddia dışında mahkumiyetlerini gerektirir, kuşkudan arınmış kesin delil bulunmadığını, bu nedenlerle “beraatlerine” karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan (nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden) vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “beraat” hükümlerinin ONANMASINA, 04.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.