Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1282 E. 2014/16542 K. 15.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1282
KARAR NO : 2014/16542
KARAR TARİHİ : 15.10.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/30301
MAHKEMESİ : Gaziantep 18. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/09/2010
NUMARASI : 2010/561 (E) ve 2010/698 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin, Gaziantep otogarına gitmek amacıyla dolmuştan indiği sırada sanık U.. H..’nin müştekiye yaklaşıp elindeki kumar kağıtlarını göstererek, kağıdın üzerinde yazılı bulunan, ancak görünmeyen numaranın kağıdın alt satırındaki numaralardan mı yoksa üst satırındaki numaralardan mı olduğunu sorduğu, müştekinin ilgilenmemesi üzerine diğer sanık M.. T..’nın müştekinin koluna girerek bu oyunu iyi bildiğini söyleyip birlikte oynamayı teklif ettiği, müştekinin kabul etmemesine rağmen müştekinin yerine oynadığını söyleyip kazandığını belirterek müştekiye 10 TL para verdiği, tekrar müştekinin yerine oynadığını söyleyip bu kez kaybettiğini belirterek müştekiden 100 TL para istediği, müştekinin cebindeki paraları çıkardığı esnada sanık Mehmet’in 100 TL parayı müştekinin elinden alarak diğer sanık Uğur’a verdiğinin anlaşıldığı olayda, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 62. maddesinin uygulanması sırasında hata sonucu adli para cezasının 625 gün yerine 600 gün olarak eksik hesaplanması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Etkin pişmanlığın kovuşturma başlamadan önce gerçekleştirilmesi halini düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin (1) numaralı fıkrası cezanın üçte ikisine kadar indirim imkanı tanımış olup, kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm kesinleşmeden önce etkin pişmanlık gösterilmesi durumunda ise aynı maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca cezanın ancak yarısına kadar indirilebileceği düzenlenmiş olması karşısında; mahkemece indirim oranının cezanın yarısı ile 2/3 oranı arasında belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde 1/2 oranında indirim yapılarak fazla ceza tayin edilmesi,
2-5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca her sanık için sebebiyet verdiği yargılama gideri belirlenerek kendilerine ayrı ayrı yükletilmesi yerine 1/2 oranında sanıklardan alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.