YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1294
KARAR NO : 2014/16618
KARAR TARİHİ : 16.10.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/41400
MAHKEMESİ : Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/10/2010
NUMARASI : 2010/160 (E) ve 2010/282 (K)
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık, hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz dilekçesinin içeriğine göre temyiz isteminin, sanık B. D. Ç.hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararı ile hakaret suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olduğu belirlenip, bu kararlar ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;
1-Sanık B. D. Ç.hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMUK’nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran katılanın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık B. D. Ç.hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, suç tarihinde sahte polis kimlik kartını göstererek tanık M.. Ç..’in kullandığı belediye otobüsüne ücretsiz olarak binip seyahat ettiği, akabinde aynı otobüste yolcu olarak bulunan temyiz dışı sanık S.. U.. ile tartışması sonucu araçtan indiği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle belediye otobüsüne para vermeden binerek haksız menfaat sağlamak suretiyle üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Sanığın gerçekte polis olmadığı halde ücret vermeden otobüse binmek amacıyla polis kimliğine benzer bir kimliği göstererek araca binmek suretiyle haksız menfaat elde etmesi karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
a-) Sanığın hileli hareketlerle ücretsiz olarak binip seyahat ettiği aracın belediye denetiminde bir otobüs olmakla birlikte şahıslar tarafından işletilen halk otobüsü mahiyetinde olduğu ve kamu yerine suça konu otobüsü işleten kişinin zarara uğradığı, bu nedenle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e maddesinde öngörülen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, ancak sanığın söz konusu eylemi emniyetin maddi varlığı olan polis kimlik kartını kullanmak suretiyle işlemesi nedeniyle TCK’nın 158/1-d maddesine uyan kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluştuğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-) Sanığın, hileli hareketlerle Ankara Büyükşehir Belediyesine ait halk otobüsüne binerek bir müddet seyahat ettikten sonra katılan sanık S.. U.. ile kavga etmesi sonucu araçtan indiğinin anlaşılması karşısında, haksız menfaatin elde edilmesiyle suçun sübuta erdiği ve bu itibarla sanık hakkında tamamlanmış nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik cezaya hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.