YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12999
KARAR NO : 2015/26505
KARAR TARİHİ : 09.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Suça sürüklenen çocuğun, soba imalat ve ticareti yapan katılanın yanında işçi olarak çalıştığı, ihtiyaç durumunda soba getirmesi veya götürmesi için kendisine anahtarının teslim edilmesinden istifade ederek katılana ait depoda bulunan 60 adet sobayı katılanın bilgi ve rızası dışında üçüncü kişilere satıp parasını maledinmek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen somut olayda, suça sürüklenen çocuk savunmaları, müşteki ve tanık beyanları, kollukça tanzim olunan tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre atılı eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiği sabit olduğundan mahkemenin mahkumiyete yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Dosya kapsamına ve oluşa uygun olarak, suça sürüklenen çocuğun suçu zincirleme biçimde işlediği kabul edilmesine rağmen hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanmaması,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
3-Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve hapis cezasına ilişkin geçmiş mahkûmiyeti bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
4-5271 sayılı CMK gereğince baro tarafından görevlendirilen müdafiye Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife” gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek meblâğ yargılama giderlerinden olmayıp, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi uyarınca, suça sürüklenen çocukların adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın yardımından para ödemeksizin yararlanabilmeleri hakları bulunduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi gereğince atanan müdafiye bu kapsamda ödenen ücret yargılama gideri olarak suça sürüklenen çocuğa yükletilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının saklı tutulmasına 09.06.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.