YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1321
KARAR NO : 2014/16674
KARAR TARİHİ : 16.10.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/52385
MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/09/2010
NUMARASI : 2009/1066 (E) ve 2010/759 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Akdeniz (Yunan) mutfağı uzmanı/aşcı olarak iş aradığı hususunda gazeteye ilan veren katılanı …… no’lu cep telefonundan arayan ve kendisini Kas adası’nda oteli bulunan “Y.K.” olarak tanıtan sanığın ona iş teklifinde bulunması; ertesi gün buluşma yerinde yüz yüze geldiklerinde iş konusunda ayrıntılar konuşulurken “…sana yeni bir cep telefonu….gerekir.” deyip şikayetçinin itirazlarına aldırmayıp, masadan kalkıp gitmesi, kısa bir süre sonra yeniden gelip, o sırada telefonuyla konuşmakta olduğu kişiye “…döviz bozdurup gelin…” gibi talimatlar verirken katılana “…300 TL eksik kaldı, sen ver; birazdan param gelince iade ederim…” diyerek ondan var olan 180 TL ‘yi “…olsun ben fiyatı düşürtürüm…” deyip alıp gitmesi
eylemenin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanık ve C. savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK’nın 3. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere; suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir.
Somut olayda; katılanın uğradığı zararın 180 TL’den ibaret olduğunda kuşku bulunmaması karşısında; hükmolunan hapis ve adli para cezasının ceza hukukunun temel ilkelerinden olan “oranlılık ilkesine” uygun olmadığı dikkate alınmadan sanığa fazla cezalar verilmesi,
2-Kabule göre de; TCK’nın 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve C. savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.