Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13249 E. 2015/27339 K. 23.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13249
KARAR NO : 2015/27339
KARAR TARİHİ : 23.06.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların Samsun ili Çarşamba ilçesinde birlikte ayakkabı dükkanı açtıkları, resmi işlemlerin sanık …’nün üzerine olmasına karşın iş yerini birlikte işlettikleri, katılandan aldıkları ayakkabı karşılığında çek verdikleri, bu şekilde bir müddet aralarında ticari faaliyet olduğu, Hüsnü’nün katılanın İzmir de ki iş yerine gelerek toptan ayakkabı aldığı ve suça konu çeki verdiği, çek bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız olduğunun anlaşıldığı, başlatılan soruşturmada sanık …’nün çeki kendisinin değil diğer sanığın imzaladığını bu duruma mukavemet etmediğini, çek karşılığı malı da kendisinin almadığını beyan ettiği, diğer sanık … ise çeki kendisinin imzaladığını belirttiği, böylece sanıkların birlikte katılanın iş yerine geldikleri, dava konusu olan bankanın maddi varlığı çeki alışveriş anında vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia edilen olayda,
Yargılama konusu olan çekin katılan tarafından ilgili bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız kaldığının tespit edilmesinin dışında tahrifat yapılarak çekin sahte oluşturulduğuna dair herhangi bir belirlemenin söz konusu olmadığı, sanık … aşamalarda verdiği ifadelerinde; söz konusu çek üzerindeki keşideci ve birinci ciranta imzanın kendisine ait olduğunu ve ticari bir alışveriş kapsamında katılana aldığı mal karşılığında verdiğini, borcunu kabul ettiğini, bu şekilde bir çok çek keşide ettiğini, daha önce de katılan ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu ve ayrıca diğer sanık olan Hüsnü’nün ortağı olduğunu savunduğu, sanıklar ile katılan arasında mal alışverişine dayanan ticari bir ilişkinin bulunduğunun dosya kapsamına göre sabit olduğu, sanıkların, bu ticari ilişki sürecinde katılana yönelik herhangi bir hileli davranışta bulunarak katılanı aldattığına veya haksız menfaat temin etmeye yönelik bir davranış sergilediğine dair delilin veya buna ilişkin bir iddianın da söz konusu olmadığı dikkate alınıp, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması ve sanıkların somut olayda suç kastının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi bakımından, söz konusu çek ile ilgili icra takibinin yapılıp yapılmadığı, icra takibi sürecinde sanıklar tarafından çekte ki imzaya itiraz edilip edilip edilmediği, icra takibi sürecinde çek bedelinin sanıklar tarafından katılanlara ödenip ödenmediği hususlarının araştırılıp net bir şekilde açıklığa kavuşturulması ve sanıkların katılan ile arasında daha önceden bu tür bir ticari alışverişin olup olmadığı ve bu ticari alışverişleri kapsamında bu şekilde çek verip vermediği, vermiş ise çek bedellerinin ödeyip ödemediğinin tespit edilmesinden sonra toplanan delilere göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.