Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1327 E. 2014/7774 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1327
KARAR NO : 2014/7774
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/85330
MAHKEMESİ : Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2010
NUMARASI : 2009/107 (E) ve 2010/227 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan C.. E..’ın C.- İp İplik Tic. ve San. Tic. Ltd. şirketinin %80 hisse sahibi olduğu ve şirket müdürü sıfatıyla 10 yıl süre ile münferiden atacağı imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkisinin bulunduğu, bu nedenle Denizli 3. Noterliğinin 06.06.2006 tarih 19750 yevmiye nolu imza sirkülerinin tanzim edildiği, sanık Hüseyin’in ise C.-İp İplik Tic. San. Ltd. şirketinin % 20 hisseli ortağı olduğu, şirket adına çek tanzim etme yetkisi ve vekaleti olmaksızın şirketi borçlu göstererek 28.02.2007 keşide tarih 13000 YTL, 27.03.2007 keşide tarih 14700 TL, 30.03.2007 keşide tarih 13650 TL, 09.04.2007 keşide tarih 8600 TL, 30.04.2007 keşide tarih ve 9700 TL bedelli olmak üzere 5 adet çeki keşideci olarak imzalayarak katılan Mehmet’in de aralarında bulunduğu kişilere vererek resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmesi üzerine yapılan yargılamada;
Katılan Cahit’in, bu çeklerin verildiği kişilerle bir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, sanığın şahsi ilişkilerine binaen bu çekleri verdiğini beyan etmesi, buna karşın sanığın söz konusu şirket adına yaklaşık 2 yıldır çekleri yetkili olmamasına rağmen katılan Cahit’in de bilgisi dahilinde kendisinin keşide ederek ilgililere verdiğini beyanı karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, şirketin belge ve defterleri incelenerek şirket adına çeklerin hangi ticari ilişkiye dayanılarak kim tarafından tanzim edilerek verildiğinin araştırılması, icra takibine konulan ve asılları adli emanete alınan çekleri takibe koyan alacaklıların tespit ve temin edilerek bu şirket ile ticari münasebetlerinin boyutunun, çekleri kimden hangi ticari ilişki karşılığında aldıklarının, şirket temsilcisi olarak kimi bildiklerinin sorulması, yine bu kapsamda katılan M.. U..’ın beyanında adı geçen İnanç Tekstil’in sahibi Deniz Develi’nin bu konuda beyanının alınmasından sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/04/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.