YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1352
KARAR NO : 2014/16311
KARAR TARİHİ : 14.10.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/16262
MAHKEMESİ : Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/10/2010
NUMARASI : 2010/125 (E) ve 2010/318 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın,158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu,onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru,kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek,yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere,para veya başkaca menfaat almak,kabul etmektir.
Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır.Bu suçun meydana gelmesi için,suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir.Faildeki ahlaki kötülüğün,yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp,aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti,suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında,o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı,yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir.Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır.Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz.Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır.Failin mağdurdan sağladığı çıkarı….Başsavcısına,…kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının,Kaymakamın kişi,makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır.Failin,belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan,milletvekillerinden,hakimlerden,tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamıyacaktır. Keza,failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi,basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Sanığın, kendisini şikayetçilere CHP’nin Yenimahalle İlçe Teşkilatında Gençlik Kollarından Sorumlu Başkanı olarak tanıttığı, Çankaya Belediye Başkanı ile arasının iyi olduğunu, Çankaya Belediye Başkanının 2009 yerel seçimlerinde aday olmayacağını, görevinden ayrılmadan önce de kendisine yakın kişileri zabıta memuru olarak işe almak istediğini söylediği, bu nedenle şikayetçileri Çankaya Belediyesi’ne kadrolu memur sıfatıyla işe aldırabileceğini beyan ettiği, sanığın iş başvurusu için gerektiğini belirterek şikayetçilerden nüfus cüzdanı fotokopisi, fotoğraf ve adli sicil kayıtlarını istediği, bu belgelerin yanı sıra işlerinden ayrıldıklarını gösterir ilişik kesme belgeleriyle para da getirmelerini talep ettiği, işe sokma karşılığı şikayetçi E.. G..’den 2.500 TL, diğer şikayetçilerden de 5.000’er TL para aldığı; bu suretle kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle işe sokacağı vaadiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin
Uygulanacağına ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinde yer alan düzenleme ve haksız menfaatin baştan belirlenmediği ve değişik tarihlerde aynı kast altında menfaat talep edilmesi halinde TCK’nın 43. maddesinin uygulanacağı; baştan belirlenen haksız menfaatin değişik fasılalarla katılanlardan istenmesi halinde, zincirleme suç koşullarının oluşmayacağı, sanıkların müştekileri ayrı ayrı ortamlarda aldatması halinde suç çokluğunun söz konusu olacağı nazara alınarak; birbirlerini önceden tanıyan şikayetçilerin dosyadaki ifadelerinden sanığın şikayetçileri aynı anda mı yoksa değişik zamanlarda mı kandırarak para aldığını açık ve net bir şekilde anlaşılamaması nedeniyle, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, şikayetçilerin yeniden beyanlarına başvurularak, sanığın kendilerine yönelik hileli hareketleri ve menfaat teminini aynı anda yapıp yapmadıklarının açıklattırılması ve sanık ile şikayetçiler arasında işe alınma karşılığında verilecek olan paranın baştan ne kadar belirlendiği, baştaki anlaşma kapsamında verilip verilmediği hususlarının kesin olarak tespit edilmesinden sonra sanığın hukuki durumunu tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına 14/10/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.