Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13884 E. 2013/19755 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13884
KARAR NO : 2013/19755
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; 13/01/2004 tarihinde yapılan 4. olağan kongresinde vakfa bağlı şirketlerin tasfiyesine karar verilen Türkiye Kömür İşletmeleri Çalışanları Sosyal Dayanışma Vakfı (KİDAV)’nın tasfiye kuruluna, 13/01/2007 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısındada Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilen sanığın kural olarak vakıf hesabından 2 yönetim kurulunun imzası ile avans çekilebildiği halde 2007 yılı içerisinde değişik tarihlerde toplam 19 belgede diğer yönetim kurulu üyesi olan …’ın bilgisi dışında imzasını atarak vakıf hesabından toplam 78.620,26 TL vakıf parasını avans olarak çektiği ve bu paraları nereye harcandığını belgeleyemediği ve sanığın uhdesinde kaldığı, anlaşılmakla güveni kötüye kullanma suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası yanında ayrıca, adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi,
2- 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup sanık, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.