YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1397
KARAR NO : 2014/17756
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/46584
MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/07/2010
NUMARASI : 2009/230 (E) ve 2010/503 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, katılan şirkette pazarlama elemanı olarak çalıştığı, şirkete ait malları müşterilere dağıttığı, dağıtımını yaptığı malların parasını da müşterilerden alarak çalıştığı şirkete iade etmekle görevli olduğu, ancak sanığın, tahsil ettiği paraları katılan şirkete teslim etmeyerek güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen dşğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın, farklı zamanlarda katılan adına tahsil ettiği paraları mal edinmesi karşısında hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanık hakkında kurulan hükümde, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan şirket vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30/10/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.