YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13989
KARAR NO : 2015/28857
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
Tebliğname No : 15 – 2011/390367
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/10/2011
NUMARASI : 2011/76 (E) ve 2011/154 (K)
SANIK : C.. I..
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu gerivermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sinanpaşa İlçesi Düzağaç Kasabasında oturan sanığın, babası Mehmet adına kayıtlı olan gayrimenkulun bir süre kullanım işini kendisinin yaptığı, daha sonra kullanmış olduğu 1579, 359, 1096 ve 1077 parsel sayılı taşınmazların 14.10.2008 tarihinde hükmen el değiştirdiği ve bu parsellerde kayıtlı arazilerin 8 ayrı hissedara devir ve teslim işleminin yapıldığı, sanığın bu durumu bilmesine rağmen 2009 yılında çiftçi kayıt sistemi yapılırken bu parselleri kendisininmiş gibi evrak hazırlayarak ilgili birimlere sunduğu, akabinde sanığın 2009 yılında 578,70 TL, 2010 yılında 583,24 TL destekleme primi aldığı, bu şekilde sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket etmediği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde suça konu taşınmazların fiilen sanık tarafından ekilip biçilmesi ve bu kapsamda devletin herhangi bir zararının bulunmaması dikkate alınarak bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.09.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.