YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14249
KARAR NO : 2013/16133
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. Maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
B-Sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıkların,… Psikiyatri Dal Merkezinin muhasebe bölümünde MEDULA bilgisayar işlemlerine girmek ve faturalama işlemlerini yürütmek ile görevli çalışanları olduğu, doktor olan sanıklar …, … ve diğer doktorların, hastanede muayenesi yapılmamış olan … ya da …’ın özel muayenehanelerinde muayeneleri yapılmış olan ya da hastanede bir doktora muayene oldukları halde başka bir doktor tarafından muayeneleri yapılmışçasına o doktor tarafından muayene edilmiş gibi bu hastaların hastaneye giriş kayıtlarını alarak sahtecilik ve SGK’yı bu şekilde zarara uğratmak sureti ile nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların… Dal Merkezinde ön muhasebe elemanı olarak görev yaptıkları, doktor olan sanıkların eylemlerine katıldıklarının ve gerçekte muayene olmayan hastaların hastaneye giriş kayıtlarını sahte olduğunu bilerek yaptıklarının sabit olmadığı bu nedenle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
C-Sanıklar …, …, …, …, … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanıkların savunmalarında; muayene ettikleri hastalara teşhise uygun ilaçlar yazıldığını söylemeleri ve yüklenen suçu kabul etmemeleri; hastaların beyanlarında psikolojik rahatsızlıkları bulunduğunu belirtmeleri karşısında; söz konusu merkeze gelmediklerini söyleyen, teftiş raporunda adı geçen ve muayene olmadığı halde muayene olmuş gibi gösterilen hastaların reçetelerin muhteviyatındaki ilaçların eczaneden alınıp alınmadığının tespit edilmesi, bu hastalar adına düzenlenen reçeteler arkasındaki imzaların kendilerine veya yakınlarına ait olup olmadığının sorulması, imzaların kimin eli ürünü olduğunun tespiti bakımından ilgililerin imza ve yazı örnekleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, suça konu reçetelerin hastalar muayene edilmeden hastalıklarıyla ilgilisi bulunmadan düzenlenip düzenlenmediğinin, fazladan yazılan ilaç bulunup bulunmadığının, reçeteye konu ilaçların konulan teşhislerle uyumlu olup olmadığının saptanması bakımından reçete sahiplerine ait hastane ve sağlık ocakları protokol kayıtları, laboratuvar kayıtları ile yapılmışsa tüm tahlil ve tetkik evrakları ve sağlık raporları getirtilip reçetelere konu hastalıklarla ilgili uzman hekimlerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdi edilerek ayrıntılı bilirkişi raporu alınıp toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ve yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.